Araştıran,okuyan,soran soruşturan 2 çocuklu annenin işinize yarar,hoşunuza gider, ilginizi çeker dedikleri...

9 Ocak 2012 Pazartesi

Patlamış Mısır Sağlıklıymış...

Eğlenceliklerimizin başında yer alan, patlamış mısırın, sağlık için çok faydalı olduğunu biliyor muydunuz ? Hem de hiç aklınıza gelmeyecek bir şekilde bizlere fayda sağlıyor.

Yapılan araştırmalar, patlak mısırın, yüsek oranda, antioksidan içerdiğini göstermekte. Patlamış mısırın içinde, meyve ve sebzelerde bol miktarda bulunan, polyphenol antioksidan maddesine rastlandı.Bu maddenin, kalp hastalıkları, kanser ve diğer hastalıklarla mücadeleye, vücudun direncini artırması açısından yardımcı olmasıyla biliniyor.

Yapılan araştırmanın, sonucunun oldukça şaşırtıcı olduğunu söyleyen bilim adamları, bu sonucun, mısırın işlem görmeyen bir besin olmasından kaynaklandığını düşünüyor.

Mikrodalga fırında pişirilen yağ içermeyen bir kişilik porsiyonun değeri 130 kalori civarındadır.

Böyle hazırlayacağınız mısır, lif yönünden zengin ve üstelik yağsızdır. 3,5 su bardağı ölçüsündeki patlamış mısır üç kurabiyeden daha az kalori içermektedir.

Mısırın üstüne biraz kırmızı biber serpip de tüketebilirsiniz. Az miktarda acı metabolizmanızı hızlandırmanıza yardımcı olur.
 

Bizim de Sorunumuz: Atopik Egzama...

İstanbul Medipol Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Makbule Dündar, atopik egzama tanısı almış bebek ve çocukların ciltlerinin genellikle kış ayları boyunca uygun nemlendirici ile sık sık nemlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Medipol Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Makbule Dündar, atopik egzamanın özellikle bebek ve çocukluk çağının en sık görülen hastalıklarından biri olduğunu söyledi. Dündar, “Her geçen yıl daha yüksek oranda bebek ve çocuk atopik egzama tanısı almaktadır” dedi.

Atopik egzamanın en önemli belirtilerini kaşıntı, ailede atopi hikayesi (ailede astıma, atopik egzema, alerjik rinit hikayesi mevcut), bebeklerde yanaklarda, kol ve bacak dış yüzeylerinde egzama plakları mevcudiyeti, çocuklarda ve yetişkinlerde kol ve bacak iç yüzeylerinde egzama plağı saptanması olarak sıralayan Dündar, “Doğumdan itibaren 3-6 aylarda başlaması tipiktir. Hastaların %90’nında hastalık hayatın ilk beş yılında başlar” diye konuştu.

Atopik egzama, hastalarında derinin oldukça kuru olduğunu belirten Dündar, şöyle devam etti: “Özellikle kış aylarında kuruluk daha da arttığı için hastalık şiddetlenebilir. Göz çevresinde hastalarda ince çizgilenme ve morarma tipiktir. Deri enfeksiyonlarına eğilim artmıştır. Gıda alerjileri çocuklarda tabloya eşlik edebilir.”

“Atopik egzama tanısı almış bebek ve çocukların ciltlerinin genellikle kış ayları boyunca uygun nemlendirici ile sık sık nemlendirilmelidir” diyen Dr. Makbule Dündar, şunları kaydetti: “Bu tip çocuklar banyoda fazla zaman geçirmeden hızla yıkanmalı, sabun yerine nötr syndet özelliğinde temizleyiciler kullanılmalıdır. Hastalık aktif olduğu zaman baskılamak için topikal kortikosteroidler, antihistaminikler kullanılmaktadır.”
Kaynak

8 Ocak 2012 Pazar

Uzun süre okula gidenler daha zeki :)


Norveçli erkekler üzerinde yapılan bir araştırma, daha fazla okula gidenlerin zeka seviyesinin daha yüksek olduğuna işaret ediyor. Buna göre bir yıl daha fazla okumak, IQ'yu 3,7 puan artırıyor.

Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi'nin yayın organında yayımlanan araştırmaya göre bir yıl fazla okumak, IQ seviyesini yaklaşık dört puan artırıyor.

Araştırmacılar, daha fazla okumanın yetişkinliğin başlangıcında zeka üzerinde önemli etkisi olduğunu belirtti. Ancak bunun çocuklar üzerinde etkisi olup olmadığı henüz bilinmiyor.

Daha yüksek zekayla daha fazla eğitim arasındaki ilişkinin daha önce tespit edildiğini belirten araştırmacılar, daha uzun süre okula gitmenin IQ'yu gerçekten geliştirip geliştirmediğini belirlemenin daha zor olduğunu, zira doğuştan yüksek zekası olan çocukların daha fazla eğitimi tercih etmiş olabileceğini vurguluyor.
Norveç İstatistik Kurumu ve Oslo Üniversitesi araştırmaları kapsamında eğitim sisteminin 107,223 öğrenci üzerindeki etkisini inceledi.

1955 ile 1972 arasında Norveç'teki bölgesel yönetimler, zorunlu eğitim süresini yedi yıldan 9 yıla çıkardılar. Bu uygulamayla öğrenciler 14 yerine 16 yaşında mezun olmaya başladı.

Zorunlu eğitimdeki değişikliğin öğrenciler üzerindeki etkilerine 19 yaşlarına gelince bakıldı. İsveç ordusu askere alınacak bu yaştaki kişilere zeka testi uyguluyor.

7 Ocak 2012 Cumartesi

Çocuğu Kucağa Alırken Dikkat!!!

Vücut ağırlığının yüzde 15’inden fazla ağırlık kaldıranlar, bel ve boyun fıtığı tehdidiyle karşı karşıya. Kadınların riski daha fazla. Özellikle 3 yaşından büyük çocuklarını kucaklarında taşıyan annelerin.

Günümüz insanın en çok karşılaştığı sorunlardan biri olan bel ve boyun fıtıkları, daha çok hareketsiz yaşam, iş hayatı gereği daha çok oturmak zorunda kalmak, artan depresyon, psikososyal faktörler ve obezite kaynaklı olduğu biliniyor.

Duruş bozuklukları ve mesleğe bağlı pozisyon hatalarının sebep olduğu bel ve boyun fıtıklarının yanında tehlike oluşturan başka unsurlar da var. Yakınmalar ve fizik tedavi başvuruları gösteriyor ki, ev hanımları ve çocuklu bayanlarda büyük risk altında.

Uzman Dr. Ali Şahabettinoğlu, kadınların günlük yaşamda 3-5 yaşlarındaki çocuklarını uzun süre veya yanlış şekilde kucaklarında taşımalarının bel ve boyunlarına gereksiz yük binmesine neden olarak, fıtık için potansiyel tehlike oluşturduğunu söyledi.

6 Ocak 2012 Cuma

Çok Güzel Bir Flar







Yapımını ayrıntılı görmek için tıklayın.

PİŞİK DEYİP GEÇMEYİN!


Bebeklerde en sık görülen cilt problemi pişik ile ilgili bilgi veren Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzman Dr. Ahmet İncioğlu, ilerlemesi halinde ciddi enfeksiyonlara dönüşebilecek pişiğin önemsenmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Pişik, bebeklerin vücudunun idrar ve dışkıyla temas eden tek bölgesi olan bezli bölgede cilt tahrişi olarak başlar. Pişiğin en sık gözlemlendiği yaş aralığı 0-18 ay arasıdır. Özellikle 6 ay sonrası tamamlayıcı beslenme dönemine başlandığında pişik daha fazla ortaya çıkar. Pişik oluşan cilt; kuru, kabuklu, kızarık veya kanayan görüntüde olabilir. Oluştuktan sonra iyileşme süresi
1 ila 10 gün arasında değişebilmektedir. Bu süre zarfında bebekte pişikli bölgenin acıması ve sızlamasından kaynaklı huzursuzluk ve alt temizliği esnasında rahatsızlık gözlemlenir.
Pişiği önemsemek gereklidir. Bazı bebekler pişiğe diğerlerine oranla daha eğilimlidirler. Bebek derisinin yetişkin derisinden daha ince olması, ayrıca bezli bölgenin kapalı ve nemli olması cildin iltihaplanmaya ve bölgesel enfeksiyonlara açık olma riskini ortaya çıkartır.
Pişik, bebeğin duyduğu acının ve huzursuzluğun yanı sıra ilerlemesi ve üzerine mantar gibi başka enfeksiyonların eklenmesi ile daha ciddi bir hale gelebilir.
Pişiği nasıl azaltabilir veya iyileştirebilirsiniz?
Bebeğin altı kirlenir kirlenmez hemen değiştirilmelidir. Bu bölgedeki cildin temizliğinde dışkı atıklarını tam olarak temizleyebilmek için sadece su dışında yağsı atıkları da temizlemek için losyon içeren bir ıslak mendil ile bölge temizlenebilir.
Özellikle oluşmuş pişiklerin iyileşmesini sağlamak için o bölgeye cilt onarımını hızlandırıcı maddeler sürülmelidir. Çinko Oksit cilt epitelizasyonu yani cildin yeniden yapılandırılmasını sağladığı kanıtlanmış bir maddedir. Pişik için %40 oranında Çinko Oksit içeren maksimum güçlü bir pişik önleyici krem her alt değişiminde uygulanmalıdır.
Pişik önleyici krem, cildin üzerinde koruyucu bir bariyer görevi görmesini sağlayacak ve idrar ile dışkının cilde zarar vermesini önleyecektir. Ayrıca tahriş olmuş bölgede cildin yeniden yapılanmasını sağlamak için yine bazı pişik önleyici kremlerde bulunan Cod Liver Oil (morino balığı karaciğer yağı) içeriği faydalı olacaktır.
Pişiği hiç oluşmadan nasıl önleyebilirsiniz?
  • Pişiği önlemenin en önemli yolu bebeğin cildini mümkün olduğunca kuru ve temiz tutmaktır.
  • Bebeğin bezini sık sık değiştirin ve süper emici bezler kullanın.
  • Bebeğin altını temizlerken cildi tahriş etmeyecek, alkolsüz ve yumuşak ürünler kullanın.
  • Her alt değişiminde bariyer özelliği yüksek; çinko oksit, cod liver oil veya vazelin içeren pişik önleyici krem kullanın. 
  • Bebeğin mümkün olduğunca bezsiz gezmesine, böylece cildin havalanmasına özen gösterin.
  • Doğru ölçülerde bebek bezi kullanın ve bezi çok sıkı bağlamayın.
  • Önlemlere rağmen devam eden veya ağırlaşan durumlarda doktorunuza başvurun.

5 Ocak 2012 Perşembe

2-8 Ocak Veremle Savaş Haftası - Tüberküloz aşısı yaptırmayı unutmayın!

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Kemal Tahaoğlu, Türkiye’de her yıl ortalama 15 bin yeni hastanın ortaya çıktığını belirtiyor ve 2-8 Ocak Veremle Savaş Haftası nedeniyle hastalık ve tedavisiyle ilgili bilgiler veriyor.
Bir zamanların korkulan hastalığı verem, günümüzde de birçok kişiyi etkilemeye devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2011 Verem Raporu, tüberküloz görülme sıklığı ve tüberkülozdan ölüm hızı ile ilgili olarak ayrıntılı bilgiler içeriyor. 17 Afrika ülkesi, Çin ve Hindistan’dan elde edilen veriler hastalıkla ilgili daha iyi tahminlerde bulunulmasını sağlıyor. Bu araştırma ile 90 ülkede ölüm istatistikleri elde edilerek, Hindistan’dan da önemli ölüm oranları verileri sağlanıyor. Verilere göre tüberküloz sıklığı 2005 yılında 9 milyonu bularak zirve yapıyor, sonrasında düşüşe geçerek 2010 yılında 8.8 milyona gerilediği görülüyor. Bu rakamın yaklaşık yüzde 12-14’ünü HIV pozitif hastaların oluşturduğu ortaya çıkıyor. Ölüm sayılarının 2003 yılında 1.8 milyon ile tepe yaparken, 2010’da ise 1.4 milyona düştüğü ortaya çıkıyor.

Bu belirtilere dikkat!

Tüberkülozlu bir hasta konuşmak, gülmek ve öksürük gibi hareketlerle tüberküloz basillerini havaya yayıyor. Bu mikroplar uzun süre havada asılı kalıyor ve sağlıklı bireyler tarafından solunduğunda, hastalık kolaylıkla bulaşıyor. Üç haftadan uzun süren öksürük, tüberkülozu akla getirmelidir. Halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, ateş, terleme, balgamla karışık kan tükürme, hastalığın diğer belirtileri olabilir. Uygun ve doğru tedaviler ile hastalığı tedavi etmek mümkün. Ancak ilaçların gözetim altında altı ay süre ile uygulanması gerekiyor.
Düzensiz ilaç tedavisi hekimlerin çok tehlikeli buldukları “Çok İlaca Dirençli Tüberküloz”u ortaya çıkarıyor. Bu nedenle artık ülkemizde de tüberküloz ilaçları hastalara bir sağlık çalışanı gözetimi altında veriliyor. Bu sistem “Doğrudan Gözetim Altında Tedavi” stratejisi olarak isimlendiriliyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2011 Verem Raporu’na göre 2010 yılında 290 bin civarında ‘Çok İlaca Dirençli’ tüberküloz hastasının sadece 53 bininin kayıt altına alınıp tedavi edilebilmiştir.

Çocuklukta tüberküloz aşıyla engellenebiliyor

Doğru tedavinin hem hastaları kurtardığı hem de hastalığın yayılmasının önüne geçtiğini söyleyen Dr. Kemal Tahaoğlu, “Tüberkülozdan korunmanın yolu tüberkülozlu hastaların tam ve eksiksiz tedavisinden geçiyor. Bu durum tüberkülozu birçok başka enfeksiyon hastalığından farklı kılıyor. Bebeklerde tüberkülozdan ölümün önüne geçmek için tüberküloz aşısının önemi çok büyük. Mutlaka yaptırılmasını tavsiye ediyoruz” diyor.

Kaynak

Muz Adamlar


Yapımı kolay,eğlenceli bir ara öğün. Çok hoşuma gitti :))

"Çalışan annelerin fiziksel ve ruhsal durumu daha iyiymiş" diyorlar???

Çalışan annelerin fiziksel ve ruhsal sağlıklarının çalışmayanlardan daha iyi olduğu belirlendi

ABD’nin Kuzey Karolayna Üniversitesi’nden bilim adamları, binden fazla Amerikalı kadının sağlık durumunu bebeklerinin doğumundan itibaren 10 yıl inceledi.

Çalışmayan annelerin bebek sahibi olduktan sonraki ilk yıllarında sağlık durumlarının çalışan annelerden daha kötü, morallerinin daha bozuk olduğu görüldü.

"Journal of Family Psychology" dergisinde yayımlanan araştırma, yarı zamanlı çalışan annelerin durumunun daha da iyi olduğunu, bu kadınların kendilerine daha iyi baktığı, aileleriyle daha fazla ilgilendikleri de belirtildi.

Bilim adamları, bu sonuçların bu yıl Washington Üniversitesi’nin yaptığı, çalışma hayatının annelere iyi geldiğini gösteren araştırmayı doğruladığını vurguladılar.

Konuya ilişkin makale Fransız "Le Figaro" gazetesinin internet sitesinde de yer alıyor.

4 Ocak 2012 Çarşamba

Önemli Bir Konu: Çocuk Oto Koltuğu Seçimi

Araçlarda seyahat eden çocukların yetişkinlere göre daha fazla korunmaya ihtiyaçları var.Çocuk koltuğu türleri 4 ana başlık altında tanımlanır. Her tür, belli bir yaş grubundaki çocuklar için üretilmiştir. Çocuklar “0” yaşından itibaren yaklaşık “12-14” yaşına kadar çocuk koltuğunda seyahat etmelidir. Yakın mesafelerde, şehir içinde olan “yavaş” olarak tanımlanabilecek seyahatlerde bile, çocuğunuz ölümcül tehlike altında kalabilir.Çocuğunuzun ihtiyacı olan doğru koltuğu seçtiğinizden emin olmalısınız. Çocuk koltukları çocuğun boyuna, yaşına ve kilosuna göre değişiklik gösterir.

Çocuk hiç bir zaman, kemerli ya da kemersiz, hava yastığı bulunan ön koltukta oturtulmamalıdır! 140 santimden kısa olan herkes için bu geçerlidir. Bir kaza sırasında hava yastığının açılışında meydana gelen gücün sonuçları korkunç neticeler doğurabilir.

Çok sıcak havalarda, camları ve kapıları kapalı olan park edilmiş otomobillerin içi aşırı derecede ısınır. Çocuk koltuğunun bazı bölümleri de yakıcı derecede ısınmış olabilir. Çocuğu koltuğa oturtmadan önce, metal bölümleri öncelikli olarak, çocuk koltuğunu tamamen kontrol ediniz.

Çocuk koltuğunda mutlaka şu Avrupa standartları aranmalıdır:
ECE R44.03 ve ECE R44.04Çocukların başı vücuduna orantılı olarak, yetişkinlerinkinden daha büyük ve ağırdır. Boynu kolay kırılabilir. Bir çarpışmada kafa şiddetle ileri ve geri savrulur. Böyle olası bir basınca karşı çocuğunuzu korumalısınız. Yaklaşık 12 yaşından sonra çocuk yetişkinler gibi otomobil emniyet kemeri takarak güvenli yolculuk yapabilir. Bu yaşlara kadar çocukların uygun çocuk koltukları kullanmaları gerekir.

Daha bir çok önemli bilgi için tıklayın.

Ateşli çocuğa bol sıvı verin


Memorial Hizmet Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü'nden Uz. Dr. Aslı Toros, çocuklarda yüksek ateş durumunda yapılması gerekenler hakkında bilgi vererek ailelere önerilerde bulundu.

Ateşin vücut direncini artırdığını belirten Toros, "Ateş; normalin üstündeki vücut ısısı olarak tanımlanabilir. Makattan yapılan ölçümlerde 38 derece üzeri, ağızdan 37,5, koltuk altından 37,2, kulaktan 38 derecenin üstündeki değerler ateş olarak kabul edilmelidir. Ateş çocuk hastalıklarında özellikle enfeksiyonlarda görülen bir bulgudur. Tek başına bir hastalık değildir. Ateş aynı zamanda vücudun enfeksiyon etkeniyle savaşmasını, bağışıklık sisteminin daha iyi çalışmasını sağlar." şeklinde konuştu.

'YÜKSEK ATEŞE, ÇOCUĞUN YAŞINA GÖRE ÖNLEM ALINMALI'
"Ateşli bir çocukta, ateşin yüksekliğinden çok çocuğun yaşı ve genel durumu önemlidir." Diyen Toros, şu bilgileri verdi: " 0–3 ay arası bebeklerde, normalin üstünde ölçülen bir vücut ısısı hangi değerde olursa olsun hemen doktora ulaşmayı gerektirir. Daha büyük çocuklarda ise, çocuğun genel durumuna dikkat etmek gerekir. Eğer çocuk uyanık ve aktifse, oynuyorsa, yiyip içebiliyorsa, uykusu düzeni ve solunumu normalse, ateş düşürücü önlemler alındıktan sonra ateşin seyrine göre doktora danışılır. Çünkü ateşin yüksekliği ile hastalığın ağırlığı paralel değildir. Çocuklarda ateşin en sık nedeni olan basit viral enfeksiyonlar, 39–40 derece ateşe neden olabilirken bazı ciddi hastalıklar çok yüksek ateşe yol açmayabilir. Ancak çocukta; uyku hali, huzursuzluk, solunum zorluğu ve şiddetli ağrısı varsa, yeme içmeyi reddediyorsa, ateşi düşse de genel durumu düzelmiyorsa veya ateş 24–48 saatten uzun sürerse, yine doktora ulaşmak gerekir."

3 Ocak 2012 Salı

Bebek Göbek Bağı Bakım Seti

Yeni anneler için önemlidir göbek bağı.Düşmeden banyo yaptırılmaz bebeğe.Bakımı tedirgin eder yeni anneyi. düşünce rahatlar anne.Bakın Bebe Dor ne çıkarmış."Bebek Göbek Bağı Bakım Seti". İlgilenen yeni annelere duyurulur...

İçerik:
20 adet steril ıslak mendil10ml hijyenik göbek bakım solüsyonu (%70 alkol)

Kullanım Şekli:
Steril mendil paketi açılır solüsyon mendile sıkıılır bebeğin göbeği silinir.
Göbek Bağının Kendi kendine düşmesine izin verilir.

Eyvah Çocuğum Ateşlendi!!!

Uzm. Dr Ece Aslan , çocuklarda ateşlenmenin nedenleri ve neler yapılacağı konusunda ebeveynleri bilgilendirdi.

Çocuğum neden ateşleniyor?
Ateş vücut ısısının günlük oynamalarının üzerine çıkmasıdır. Kendi başına bir hastalık değildir, çocuk hastalıklarında özellikle de enfeksiyonlarda görülen bir bulgudur ve vücudun hastalıkla mücadele ettiğinin göstergesidir. Enfeksiyonlar ateşin en sık nedenlerinden birisi olmakla birlikte enfeksiyon dışı çeşitli durumlarda da (inflamatuar, neoplastik ve bağışıklık sistemi hastalıkları) ateş yükselebilir. 2-5 yaş arası kreş çocuklarında daha çok olmak üzere her yaş grubunda görülen ateşe en sık virüslerin neden olduğu gribal enfeksiyonlar, Rotavirüs, streptokokların boğazda yaptığı (halk arasında beta olarak bilinen) enfeksiyon neden olur.

Çocuğumun ateşlendiğini nasıl anlarım?
Çocuğunuz size her zamankinden farklı olarak daha sıcak geliyorsa, ateşini ölçerek emin olmalısınız. Ağızdan 37.5, makattan 38.5, kulaktan 38 derecenin üstündeki değerleri ateş olarak kabul ediyoruz. Ancak unutmamanız gereken bir şey daha var. Çocuğunuzun cildinin sıcak olması her zaman ateşi olduğu anlamına gelmez. Çocuklarda vücut ısısı erişkinlerden daha yüksektir. Her çocuğun vücut ısısı kendine özgüdür; yaş, hastalıklar, aktivite, günün değişik zamanlarına göre değişkenlik gösterir. Bu nedenle ateşi doğru değerlendirmek için çocuğunuzun kendine has vücut sıcaklığını bilmelisiniz. Çocuğun vücut ısısı; yaş, hastalıklar, aktivite, günün değişik zamanları, çevre ısısı ve giysilerine bağlı olarak değişiklik gösterir. Ancak hastalıkta gördüğümüz ateş seviyesine erişmez.
Yapabilecekleriniz
Öncelikle, ateşin vücudun enfeksiyonla savaştığının bir göstergesi olduğunu bilerek hareket etmelisiniz. Çocuğun ateşini düşürmeniz enfeksiyonunu tedavi ettiğiniz anlamına gelmez. Sadece çocuğun daha iyi hissetmesini ve eğer ateşli havaleye yatkınlığı varsa havale geçirmesini engelleyebilirsiniz. Bu durumda,
• Doktorunuzun önereceği ateş düşürücüleri kullanın.
• Çocuğunuzun normalden fazla sıvı almasına, susuz kalmamasına dikkat edin.
• Eğer ateş çok yüksek değilse ve çocuğunuz kendini kötü hissetmiyorsa, ilaç vermeden önce ılık bir duş (29-32 °C) aldırın.
• Bulunduğu odayı serin tutun (21-22 °C civarında olmalı), mümkün olduğunca ince ve pamuklu giysiler giydirin.
• Üzerini soyup; el ve ayaklarını sıcak tutun.
• Yaygın olarak ateş düşürücüler verilir. Aspirin ise viral enfeksiyon dışındaki nedenlerle oluşan ateşlerde kullanılabilir. Bunun dışında;
Ateşi Var Ama Paniğe Gerek Yok!
Ateşli bir çocuğu değerlendirirken, ateşin yüksekliğinden çok çocuğun genel durumunu yol gösterici olarak kabul ederiz. Ateşin ne kadar yüksek olduğu, hastalığın ağırlığının bir göstergesi değildir. Çocuklarda ateşin en sık nedeni olan basit viral enfeksiyonlar, 39-40 derece ateşe neden olabilir. Tam tersine, bazı ciddi hastalıklar da çok yüksek ateşe yol açmayabilir. Ancak 0-3 ay arası bebeklerde, normalin üstünde ölçülen bir vücut ısısında -değer kaç olursa olsun- hemen doktorunuza başvurmalısınız. Daha büyük çocuklarda, çocuğun genel durumuna dikkat etmek gerekir. Eğer;
• Çocuğunuz uyanıksa,
• Aktifse,
• Oyun oynuyorsa,
• Yiyip içebiliyorsa,
• Rahat uyuyabiliyorsa,
• Nefes almasında bir problem yoksa çok korkmayın.
Bu Belirtiler Varsa Hiç Gecikmeden Doktorunuza Başvurun!
• Özellikle 2 yaş altındaki bebeklerde görülüyorsa,
• Bebek ve çocuklarda 40 °C'nin üzerinde görülüyorsa,
• Ağlama, inleme ve dokunulduğunda huzursuzlanma varsa,
• Ememiyorsa ya da hiçbir şey yemek istemiyorsa,
• Ateşin yanında uyku eğilimi varsa,
• Bilinç değişiklikleri gözlemliyorsanız,
• Ciltte mor döküntüler oluşuyorsa,
• Zor nefes alıp verme başlıyorsa,
• Yutkunma güçlüğü çekiyorsa,
• Daha önce "havale" geçirmiş ise,
• Genel görünümünde kötülük varsa,
• Boyun kısmında sertleşme varsa,
• Devamlı kusma, diyare (ishal) oluyorsa,
• Ateş 3 günden uzun sürmüşse hiç beklemeden hemen doktorunuza başvurun.
Doğru bilinen yanlışlar
• Alkol ve sirke ile vücudu silmek,
• Üşüyebilir korkusu ile giysilerini çıkartmamak ve daha çok giydirmek,
• Çok sıcak veya çok soğuk içecekler vermek,
• Soğuk duş aldırmak (ılık duş aldırmak gerekir).

Kaynak

2 Ocak 2012 Pazartesi

Prima İlk Hediyem

Geçen gün üye olduğum denedimbiliyorum sitesi aracılığıyla Prima İlk Hediyem paketim geldi. Paketin içinden 1 numara Prima bebek bezi, Anne Oluyorum DVD’si,Tupperware sabun kutusu, Vodafone konuşma dakikası, Ariel , Patene gibi markalardan numune ürün ve indirim kuponu çıktı. Bu paketteki hediyelerin çoğu artık benim işime yaramıyor ama hamile bir arkadaşıma verilmek üzere bekliyor.Paketin kargo ile gelince paketi açmak bile o kadar heyecan verici ki. Tüm hamilelere bu paketi edinmelerini tavsiye ediyorum.Nasıl mı edineceksiniz? BURAYA tıklamanız yeterli.Ayrıntılar orada.Oradaki formu doldurun ve paketinizi beklemeye başlayın :))



Diş Kaşıma Bisküvisi Çıkmış...


 Diş çıkaran bebekler için çok güzel bir ürün...

Eti Cicibebe Diş Kaşıma Bisküvisi, diş çıkarmaya başlayan bebeklerin ve annelerin hayatını rahatlatacak bir yenilik. Bebeğiniz, ilk dişlerini çıkarırken dişlerini kaşıma ihtiyacı duyar ve huzursuzlaşır. Bu dönemde parmağını ya da bazı sert cisimleri ağzına alarak dişlerini kaşımaya çalışır. Bebeğinizin kolaylıkla tutabileceği bir şekle sahip olan Eti Cicibebe Diş Kaşıma Bisküvisi, dişlerini güvenle kaşımasını sağlarken alıştığı ve sevdiği Eti Cicibebe lezzetiyle çiğneme alışkanlığı geliştirmesine de yardımcı olur.