Araştıran,okuyan,soran soruşturan 2 çocuklu annenin işinize yarar,hoşunuza gider, ilginizi çeker dedikleri...

14 Ekim 2011 Cuma

15 Ekim Dünya El Yıkama Günü

1 yıl önce de yazmıştım Dünya El Yıkama Gününün önemini. Bu sene de tekrar ediyorum. Ellerinizi her fırsatta yıkayın ve çocuklarınıza el yıkama alışkanlığı edindirin.Unutmayın pis eller tüm hastalıkların sebebidir.

Uzmanlar der ki; “Bol su ve sabunla bilekleri de içine alacak şekilde, avuç içi, parmak araları ve uçları, özellikle tırnak dipleri iyice temizlenecek şekilde eller yıkanmalıdır. Yıkama ve durulama sonrasında nemli kalmaması için temiz bir havlu ile kurulanmalı. Eller yıkanırken yavaş yavaş en az 15'e kadar sayılmalıdır.Geçen seneki yazım burada

İşte 7 Adımda El Nasıl Yıkanır?


13 Ekim 2011 Perşembe

Kitap Önerisi : Çocuğum Yemek Yemiyor



Blogumu ara sıra da olsa takip ediyorsanız, yemek yemeğen çocuklardan muzdarip bir anne olduğumu anlamışsınızdır. Yemek yedirmek için ben de bir çok anne gibi her yolu deniyorum. Bu yazıda size tavsiye edeceğim bu kitap, içerisindeki önerileri başarı ile uygulayabilen tüm annelere "bir kitap okudum hayatım değişti" dedirtecek bir kitap. Google'da kitabın ismiyle bir arama yaparsanız ne demek istediğimi anlayacak, annelerin başarılarına tanık olacaksınız.Kitap ile ilgili Blogcu Anne Elif'in yazısı da burada. O herşeyi anlatmış güzel kalemi ile yazısında. Benim önerim, bu kitabın çocuklu her evde bulunmasıdır, bu kitabı her annenin (ve hatta anneannenin,babaannnenin)okumasıdır.

Sevgiler...

Grip aşısı olmalı mı olmamalı mı???


Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Turgut, grip (influenza) virüsünün üst solunum yolu, burun, boğaz ve bazen akciğerleri tutan, salgınlara yol açan bir infeksiyon hastalığı olduğunu, bu virüsten korunmak için mutlaka grip aşısı yapılmasını gerektiğini söyledi.

Prof. Dr. Hüseyin Turgut, gribin yüksek ateş, aşırı halsizlik, kuru öksürük, baş ağrısı, şiddetli kas ve eklem ağrılarıyla işten güçten alıkoyacak, yatağa düşürebilecek kadar ağır seyredebileceğini belirtti. Grip virüsünün hasta veya taşıyıcı kişilerin hapşırması ya da öksürmesi ile solunum yoluyla kolaylıkla başkalarına bulaşabildiğini anlatan Prof. Dr. Turgut, "Grip, dikkat edilmediği takdirde istenmeyen sonuçlara neden olabilir. Gribin devamında gelişen zatürree ölümcül olabilmektedir. Yaşlılar, küçük çocuklar ve herhangi bir uzun süreli ciddi hastalığı olan kalp, akciğer, şeker, böbrek ve kan hastalığı bulunan kişilerde ölümcül etkileri sık görülmektedir. Gribe bağlı ölümlerin yüzde 90’ından fazlası 60 yaş ve üzerindeki kişilerde görülmektedir. Bakım evlerinde kalan kişilerin yaklaşık yüzde 60’ı her yıl gribe yakalanır ve hastalanan kişilerde ölüm oranı yüzde 30’dur" dedi.

11 Ekim 2011 Salı

Okul çocuklarında kulakta sıvı birikimine dikkat!



Çocuğunuz sık geçirdiği enfeksiyonlara bağlı olarak işitme kaybı yaşıyor olabilir.Okul çağındaki çocuğunuz son dönemde çok fazla üst solunum yolu enfeksiyonu geçiriyorsa,daha sık alerji oluyorsa, derslerinde eskisi kadar başarılı değilse, ilgisizse; daha sinirli vegerginse, televizyonun sesini duymak için ona daha çok yaklaşıyorsa, ağzı açık uyuyor vehorluyorsa, tepkileri daha yavaş ve yaşıtlarına göre algılaması daha düşükse dikkat!

Geleceğimiz olan çocuklarımızın 0-10 yaş döneminde yaşadıkları üst solunum yoluenfeksiyonları onların  geleceğini olumsuz yönde etkileyebiliyor. Bu nedenle, özellikle çocuğunuz çok sık hastalanıyorsa, alerjik rahatsızlıkları giderek artmışsa zaman kaybetmeden bir uzmana başvurmanız çok önemli…

1 Ekim 2011 Cumartesi

Vizyondan Bir Film; Afacan ve Kurbağa Surat


Çok güzel bir animasyon filmi 30 Eylül' de vizyona girmiş. Çok keyifli, eğlenceli bir filme benziyor, Afacan ve Kurbağa Surat...

Filmin konusu şöyle;

Victor 10 yaşında sıradan bir kasabada yaşayan bir çocuktur. Sıkıcı yaz aylarını arkadaşları Jacob, Clara ve köpeği Sosis ile türlü yaramazlıklar yaparak geçirirler. Ta ki bir gün kasabalarına gezici bir sirk gelinceye kadar... Sirkin sahibi 'Cannonball King'in son bir gösteri yapacağını kasabada yaşayan herkesin bu son gösteride ortaya çıkıp kendi becerilerini gösterebileceğini ilan eder.

Fakat bu eğlenceli teklif kasabanın en kötü yürekli ve en çirkin kişisi Freddy Frogface (Kurbağa Surat)’in Victor ve arkadaşlarına meydan okumasıyla zor bir hal alır. Şimdi bu cesur çocuklar köpekleri Sosis ile Freddy’nin her türlü engelini aşarak sirk gösterisine katılmaya çalışırlar.

Not: Film Danimarkalı çocuk kitapları yazarı Ole Lund Kirkegaard'ın kitabından uyarlanmış.

Seslendirme: Aslı Tandoğan (Claire), Onur Kırış (Victor), Mustafa Oral (Jacop), Rüzgar Aksoy (Freddy), Didem Atlıhan (Littla Louis), Oğuz Toydemir (Mr.Svensson)

Disney On Ice - Prensesler ve Kahramanlar


İstanbul' da oturanlar müjde...Disney On Ice - Prensesler ve Kahramanlar gösterisi 6 Ekim - 16 Ekim tarihleri arası İstanbul'da. Ankara'ya gelmemsi beni ve kızımı çok üzse de bu duyuruyu yapmak istedim.Eh artık gidenler anlatırlar ve fotoğraflarını paylaşırlar bizimle. İşte ayrıntılar;
Disney’in en sevilen karakterlerinin boy gösterdiği “Disney On Ice – Prensesler ve Kahramanlar”da; sekiz Disney prensesinin sadık prensleri yardımıyla dileklerinin gerçekleşmesi, artistik patinaj ve zarif akrobatik gösterilerle buz üstünde canlanıyor. Dünyada büyük yankı uyandıran “Disney On Ice – Prensesler ve Kahramanlar” adlı buz gösterisi 06 - 16 Ekim tarihlerinde Avrupa turnesine İstanbul’dan başlıyor.

29 Eylül 2011 Perşembe

Grip Macunu Yapalım...


Kış yaklaşıyor. Evler soğuk, dışarılar sıcak.Gece gündüz arası sıcaklık farkları iyice arttı. Hastalıklara davetiye çıkarıyor bu havalar. Şu aralar, mevsim geçişinde ve de en önemlisi tabi kış aylarında hastalanmamak için  pratik bir grip macunu tarifi.buldum. İşte tarif:

Malzemeler:
• 25 gr toz zerdeçal

• 25 gr toz zencefil

• 25 toz tarçın

• 150 gr bal

Yapılışı:

Toz halindeki 3 toz bitkileri cam bir kabın içine alın ve balı ilave ettikten sonra macun kıvamına gelene kadar tahta bir kaşıkla iyice karıştırın.

Not: Sabahları aç karna 1 tatlı kaşığı yemeniz yeterlidir.

 (Tarif  Hamarat Abla' dan )

24 Eylül 2011 Cumartesi

Araştırmacı Anne 1 Yaşında...



İlk posttan beri 1 yıl olmuş...Ne kadar çabuk geçti. Okuyan,takip eden,yorum yazan, yazmayan herkese teşekkürler...Blogumu okumaya devam edin.

19 Eylül 2011 Pazartesi

"Çılgın Çocuklar" , Kokulu Film Vizyonda


Geçtiğimiz Cuma günü yani 16 Eylül'de bir ilk gerçekleşmiş sinemada. 3 boyutlu filmlerden sonra 4 boyutlubir film “ Çılgın Çocuklar” vizyona girmiş. Çılgın Çocuklar ' da (Spy Kids) filmine girmeden önce numaralı kartlar verilecekmiş, perdede yansıyan numaraya göre kartları kazıyıp sahnedeki kokuyu alabilecekmişiz. Ne kadar hoş değil mi? Çok merak ettim valla.Kokulu film :))

Filmin Konusu

Marissa Cortez (Jessica Alba), özel servisteki görevden ayrılarak kendisini ailesine ve çocuklarına adamaya karar veren eski bir ajandır.Fakat öğrendiği tehditkar bir haber üzerine gizli servise geri döner. Zira zamanın dengesiyle oynayarak dünyayı yok etmenin bir yolunu bulan kötü adam (Danger D’Amo) iş başındadır.Marissa gizli görevini kocasından saklamaya çalışsa da çocuklarının (Rowan Blanchard ve Mason Cook) bu macera dolu işe bulaşmasına engel olamaz.

15 Eylül 2011 Perşembe

Sünger Bob'daki Büyük Tehlike!


Yapılan araştırmada, sevilen çizgi filmin uzun vadede çocukların hafızasına zarar verdiği ortaya çıktı.
Amerikan Virginia Üniversitesi ’nde yapılan araştırmada dört yaşındaki 60 çocuk üç gruba ayrılarak farklı farklı çizgi filmler izletildi. Birinci grupa çocukların çok sevdiği ' Sünger Bob ' isimli film 11 dakika boyunca gösterildi. Diğer gruptaki çocuklara ise eğitici çizgi filmler izlettirildi.

Sonuçta Sünger Bob izleyen çocuklar diğer gruptaki çocuklara oranla problemleri daha yavaş çözdüğü, dikkatini toplayamadığı ve olaylara geç reaksiyon gösterdiği ortaya çıktı.

Dr. Angeline Lillard , bu tür filmlerin çocuk beyninin sonuca yönelik hareket etme yetisini kontrol eden bölgesine zarar verdiğini dile getirerek "Uzun vadede çocukların hafızasına zarar veriyor. Konsantrasyon yetisini törpülüyor" dedi.

Kaynak

13 Eylül 2011 Salı

Pet Şişelerdeki Tehlike

2 gündür işyerindeki arkadaşımla aklımızı karıştıran bir konu vardı: Pet şişeler. Konuşup duruyorduk. Sağlıklı mı?, Dolum tarihinden itibaren kaç gün içinde kullanmalıyız?, Damacana mı, arıtma mı? Tam da bunu üzerine Fatih Altaylı bu yazıyı yazmış. Biz bugün okuduk. Yazı şöyle;

" Aşağıda okuyacağınız satırlar pek hoşunuza gitmeyebilir. Kendinizi kötü, hatta rahatsız hissedebilirsiniz. “İyi de, ne yapacağız” diyebilirsiniz. Çünkü ben de aynen sizin söylemeniz muhtemel bu cümleyi söyledim, aynen bu yazdıklarım gibi hissettim. Yine de sizleri sevdiğim için, bunları yazmak zorundayım.
Önceki gün, bir yakınımın ameliyatı için, Türkiye’nin önemli hastanelerinden birindeydim. Ameliyat sonrası, alanında Türkiye’nin değil, dünyanın en iyilerinden biri ve çok da eski dostum olan doktorumuz geldi. Ameliyatla ilgili bilgi vermek üzere. Konuşurken, önümdeki masada duran “pet” şişeyi alıp açtım ve bardağıma su doldurmaya başladım. Profesör doktor uzandı. Elimden pet şişeyi aldı. Suyu doldurduğum bardağı aldı. Görevliyi çağırdı. Pet şişeyi çöpe atmasını, bardağı da lavaboya boşaltmasını söyledi. “Benim dolabımdan cam şişede bir su getirin” dedi.
“Ne oldu hocam, sular zehirli de bizim haberimiz mi yok” dedim şaşkınlıkla. “Keşke zehirli olsa. Panzehiri olur, ilacı olur. Bunlar zehirden beter” dedi ve anlattı. “Son yıllarda kanser olaylarında büyük patlama yaşanıyor. Çok ileri yaşlarda ortaya çıkması gereken bazı kanser türleri, çok erken yaşlarda görünür oldu. Yaşlılarda görülecek lenfomalar, gencecik insanlarda peydahlanıyor. Kemik kanserleri, kemik iliği tümörleri sık sık karşımıza çıkıyor.” “Biliyoruz hocam. Çevre koşulları, hormonlu gıdalar. Her şey kanserojen” dedim. “Evet” dedi. “Bu pet şişeler hepsinden daha kanserojen.” “Bütün dünya kullanıyor” dedim. “Medeni ülkeler giderek daha az kullanıyor” dedi. “Bu pet şişelerdeki sular 2 haftadan uzun süre şişede kaldığı zaman, şişenin içindeki zararlı maddeleri çözüyor ve suya karışmasına neden oluyor. Bunlar hücre yapılarına çok ağır zararlar veriyorlar. Her gün yavaş yavaş bozuyorlar.

12 Eylül 2011 Pazartesi

Kırtasiye Malzemelerindeki Gizli Tehlike

Okulların açılmasına sayılı günler kala tüm kırtasiye ve süpermarketlerde rengarenk kırtasiye ürünleri raflarda yerini aldı. Kızımın henüz okula başlamaması nedeniyle şimdilik öyle eni konu alışveriş yapmasak da, bu rengarenk raflardan boş geçemiyor, elimize bir kaç ürün alıp atıyoruz sepetimize. Ancak  kırtasiye alışverişinin yoğun olduğu bu günlerde bebek.com da okuduğum bu yazı dikkatimi çekti ve blogumda paylaşmak istedim.Memorial Şişli Hastanesi Klinik Laboratuvarlar Bölümü’nden Biyokimya Uzmanı Dr. Nilgün Tekkeşin' in kalitesiz kırtasiye malzemelerinin zararları ile ilgili yazısını okuyun ve market veya kırtasiye dışında ( Bazı market ve ya kırtasiyelerde de kalitesiz, zehir saçan malzemeler olabilir tabi.) satılan, ucuz ama bir o kadar da zararlı kırtasiye ürünlerinden uzak durun.

Piyasaya çeşitli şekillerde giren ve özellikle de Uzakdoğu kökenli olan ucuz ve kalitesiz boya, oyun hamuru, kokulu silgi gibi kırtasiye malzemeleri, abartılmış “albeni” özellikleri nedeniyle bilinçsizce tüketilmektedir. Gıdalarının konduğu plastik çantalar ve suluklar da eğer kalitesiz ise bu anlamda risk taşımaktadır. Okul öncesi ve ilköğretim çağındaki çocuklar, kullandıkları kırtasiye malzemelerini kontrolsüzce ağızlarına götürebilmekte, kullandıktan sonra ellerini ağızlarına veya gözlerine sürebilmektedir. Oysaki bu ürünlerde yer alan boyar ve uçucu kimyasal maddeler, çocukların sağlığı için büyük bir risk oluşturmaktadır. Hangi maddeden üretildiği belli olmayan ve güvenlik sınırlarını aşan kimyasal madde katkılı bazı ürünlerin uzun vadede sonuçlarının daha net ortaya çıkacak olması, maalesef bunların günlük kullanımını özensiz kılmaktadır.

9 Eylül 2011 Cuma

Bebekler


Uzun zamandır izlemek istediğim bir belgeseldi bu. D&R da görünce hemen aldım DVD' sini. Kızlarlarımla beraber seyrettik ve bayıldık. Çok eğlenceli.Bazen güldüren, bazen düşündüren heyecan dolu, sempatik bir belgesel. Dört ülke ve dört bebek var belgeselde. Doğumlarından ilk adımlarına kadar olan zaman dilimde ayrı ayrı neler yaşadıklarını anlatıyor belgesel.İsimleri Ponijao, Bayarjargal, Mari ve Hattie. Onlar Namibya, Moğalistan, Japonya ve Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşıyorlar. BEBEKLER, bizi, birbirinden farklı dört kültürle tanıştırıyor. Mutlaka izleyin.

8 Eylül 2011 Perşembe

Çok Güzeller...


Anne kız, bir örnek, şık bir sonbahar-kış geçirebilirsiniz. Journey ve Journey Kids 'in  Sonbahar-Kış 2011 koleksiyonu çok güzel, çok beğendim.

Bu Ay Ankara'ya 2 H&M Mağazası Açılıyor :))


H&M Eylül ayında Ankara’da kısa süreli aralıklarla iki mağaza birden açacak. H&M’in Ankara’daki ilk büyük açılışı 17 Eylül’de Cepa Alışveriş Merkezi’nde gerçekleşecek. 3,300 metrekarelik alanı ile H&M’in Türkiye’deki en büyük mağazası olacak H&M Cepa mağazası, alışveriş merkezinin en merkezi noktasında konumlanacak.