Araştıran,okuyan,soran soruşturan 2 çocuklu annenin işinize yarar,hoşunuza gider, ilginizi çeker dedikleri...

29 Mart 2012 Perşembe

SİMİT VE TOST DA FAST FOOD...

Eskiden evde yapılan tencere yemeklerinin yerini beş dakikada kapımıza gelen ucuz hızlı yemekler aldı. Evden işe giden sefer tasları unutuldu, iki dakikada hızlı bulabileceğimiz hamburgerler, pizzalar hepimizin baş tacı oldu. Ancak, iç hastalıkları uzmanı Dr. Ayça Kaya, genelde hafif bir öğün diye tercih edilen simit ve tostun da hamburger, pizza, patates kızartması kadar kilo aldırabileceğine dikkat çekiyor.






SİMİT DE KİLO ALDIRIR...

Pek çoklarının bir tane yedim, bu öğünü hafif atlattım diye tercih ettiği simit, sandığımız kadar masum değil. Bir simit yaklaşık 40 gr olmasına rağmen, 250 ile 300 kalori arası değişen enerji miktarına sahiptir. Bu yüksek enerji üzerindeki susamdan gelir, yağlı bir besin olan susam, simidin kalorisi artırır. 1 tane simit, yaklaşık olarak dört dilim ekmeğe eşdeğerdir. Bu nedenle simit tüketirken dikkat.

YAĞA DİKKAT!

Hızlı tüketilen bu hazır gıdaların en büyük ortak özelliği çok fazla yağ içermelerdir. Örneğin bir hamburgere baktığımızda iki dilim ekmek arasında 1 dilim köfte vardır. Hamburgeri kötü bir yemek haline getiren bunlar değil, içindeki ve beraberindeki yüksek yağ içeren yiyeceklerle birlikte servis edilmesidir. Hamburgerin içine koyulan köfte yağlı etten yapılan bir kıymadır. İçine ayrıca mayonez konur, bu da bir çeşit yağdır. Yanında yağda kızartılmış patatesle servis edilir. Patates kötü bir yiyecek değildir. Ancak yağın içine girdiğinde işte o zaman kötü hale gelir. Bir de yanında şekerli bir içecekle içildiğinde kalori bombası olur. Kan şekerimizi ve kan yağlarımızı hızlı yükseltir. Uzun vadede sürekli tüketilirse damarlar üzerine çok zararlı etkileri olur.

ETLİ PİZZA KOLESTROL BOMBASI

Mesela bir dilim pizzayı incelediğimizde, 1 dilim ekmek üzerine koyulan yağlı bir peynir, üzerine yağlı bir sos ve üzerine yağ oranı yüksek şarküteri ürünleri koyulur. Bu aslında yine bir nevi kolesterol bombasıdır. Bir insan oturduğunda en az iki-üç dilim pizzayı şekerli bir içecekle birlikte tüketir. Bu da aynı şekilde sürekli tüketim halinde, kan yağlarını yükseltir ve damarlar üzerine harap edici etkisi olur.

EN SAĞLIKLI MUTFAK ANNEMİZİN MUTFAĞI

Beslenme ile ilgili araştırmalar arttıkça otuz yıl önceki mutfağın en sağlıklı mutfak olduğunu görüyoruz. Genetiği değiştirilmemiş, hormon kullanılmamış sebzeler-meyveler, doğada otlayarak büyüyen hayvan etleri, yumurtaları, sütleri, mahalle bakkalları, annelerimizin tencerede yapığı yemekler ve bu yemeklerin sefertasları içinde işyerlerine götürülmesi… Kendi yiyeceğimizi kendimiz pişirelim ve hazır gıdaları çok sık tüketmemeye çalışalım.

28 Mart 2012 Çarşamba

Okullarda Süt Dağıtılacak!!!

Bakanlar Kurulu'nda kabul edilen "Okul Sütü Programı"na göre ana sınıfından beşinci sınıfa kadar ilköğretim öğrencilerine günlük 200 mililitre uzun ömürlü sade kutu süt dağıtılacak

İlköğretim okulu öğrencilerine süt dağıtılmasına yönelik Bakanlar Kurulu'nun "Okul Sütü Programı Uygulama Esasları Hakkında Karar"ı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Ana sınıfından beşinci sınıfa kadar ilköğretim okulu öğrencilerini kapsayan "Okul Sütü Programı"na göre, Milli Eğitim Bakanlığı'nın belirlediği okullardaki her öğrenciye günlük 200 mililitre uzun ömürlü sade kutu süt dağıtılacak. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı tarafından ortaklaşa hazırlanan programda, özel okullar ise kapsam dışında tutuldu. Dağıtılacak sütün niteliği Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın ilgili mevzuatına uygun olacak. Sütün üretimi, dağıtımı ve takvimi mevsimsel süt arzı fazlalığının olduğu dönemler dikkate alınarak Bakanlık tarafından organize edilecek. Sütün sevkiyatı da yine Bakanlık'ın belirleyeceği kriterlere uygun olarak yapılacak. Okullarda dağıtılacak sütün sevkiyatı illerle İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün organizasyonu ve kontrolünde yüklenici firma tarafından yapılacak.

ÜRETİM İZNİ ALMAK ŞART

Dağıtılacak uzun ömürlü sütler, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından üretim izni almış, ülke içinde üretim yapan firmalardan sağlanacak. Program uygulama döneminde öğrencilerin gelişme oranlarının ve süt tüketim alışkanlıklarındaki değişikliklerin tespitine yönelik çalışmalardan ise Sağlık Bakanlığı sorumlu olacak.

SÜTE DUYARLI ÖĞRENCİLER BELİRLENECEK

Süte karşı duyarlılığı olan öğrenciler, okul yönetimleri, aile hekimleri ve öğretmenlerce tespit edilerek program dışında tutulacak. İllerde, gelen sütlerin uygunluğundan sorumlu olmak üzere, vali yardımcısı başkanlığında il gıda tarım ve hayvancılık müdürlüğü, il milli eğitim müdürlüğü, defterdarlık ve il sağlık müdürlüğü temsilcilerinden oluşan "Okul Sütü Komisyonu" kurulacak.

Kaynak

27 Mart 2012 Salı

DİŞİNİZDEKİ DÜŞMAN: BAKTERİ PLAĞI

Çürüklerin ve dişeti hastalıklarının başlıca sebebi olan plak, yiyecek artıklarından ve bakterilerden oluşan, yapışkan ve renksiz bir bakteri tabakasıdır. Bu plak tabakalarının diş üzerinde tutunması 24 saat alır, yani plaklar 24 saat temizlenmeyince diş taşına (tartar) dönüşür. Diş hekimi Kıvanç Cebesoy, dişinizdeki düşman bakteri plağından korunmanın yollarını anlatıyor.

AĞIZDAKİ BAKTERİ, DÜNYADAKİ İNSAN SAYISINDAN FAZLA...

Bakteri plağının 1 milimetre küpünde 3 milyon bakteri yaşar. Bu da ağzınızdaki bakteri sayısının dünyadaki insan popülasyonundan fazla olması anlamına gelir.

PLAKTAN KURTULMAK İÇİN FIRÇALAMAK YETMEZ

Sadece diş fırçalamak, ağızdaki bakterilerden kurtulmaya yetmez, plak oluşumu diş fırçaladıktan hemen sonra başlar. Fırçalamak dişlerinizi temiz hissetmenizi sağlayabilir ancak kötü bakteriler, ağzınızın kalanında yaşamaya devam eder.

Diş fırçası ağzınızın sadece yüzde 25’ini temizler...

Dişler ağız yüzeyinin sadece yüzde 25’ini kapladığından, ne kadar iyi fırçalarsanız fırçalayın kalan yüzde 75’lik ağız yüzeyi fırça ve diş ipi ile yapılan temizlikten sınırlı fayda sağlar ve ulaşılamayan yüzeylerdeki bakteriler hızla çoğalarak dişlerin üzerine ve tüm ağıza yeniden yayılırlar. Bu nedenle, bakteri plağına karşı etkili ve sürekli kullanıma uygun bir ağız bakım ürünü ile ağzı çalkalamak, fırça ve diş ipinin ulaşamadığı yüzeylerin de temizlenmesini sağlar.

YATMADAN AĞIZ BAKIMINI İHMAL ETMEYİN

Uyduğunuzda ağzınız kuru olduğu için savunmasız kalır. Bu kuruluk, plak ve bakterilere çoğalma ortamı hazırlar. Yatmadan önce bakteri plağına karşı etkili bir ağız bakımı yapmak, gece boyu plak ve bakterilerden korur.

26 Mart 2012 Pazartesi

Ayakkabı Askısı

                                                                     Marka: Boon

23 Mart 2012 Cuma

ÇOCUĞA AYAKKABI SEÇİMİNİN PÜF NOKTALARI 2

YAŞI 2 OLMADAN AYAKKABI GEREKSİZ
Çocuklarda cilt altı yağ dokusu fazla olduğu için iki yaşına kadar her çocuğun ayağı düztaban izlenimi verir. Ancak, çocuğa erken dönemde, bilhassa sert tabanlı ayakkabı giydirilmesi; ark dediğimiz ayak kavislerinin fizyolojik gelişimini engeller ve düztabanlığın oluşmasını kolaylaştırır. Çocuklar ilerleyen yaşlarda daha aktif hale geldikçe ve ayakları geliştikçe, ayakkabı ihtiyacı belirginleşir. Ayakkabının önemi bu aşamadan sonra ortaya çıkar.

SPOR DEĞİL NORMAL DAHA UYGUN
Çocuklarda uygun ayakkabı için temel kriter ayağa uygunluk olsa da, ayakkabı seçiminde fonksiyonu da göz önünde tutulmalıdır. Çocuklar aktif varlıklardır ve çocuğun aktivitelerinde kısıtlamaya yol açmayacak uygun ayakkabılar giydirilmelidir. Yürümeye yeni başlayan çocukların ayakları gelişme sürecinde olduğu için, kauçuk ya da plastik materyalden yarı esnek tabanlı ayakkabılar tercih edilmeli. Yürümenin başlangıç aşamasında, lastik spor ayakkabı yerine normal ayakkabı kullanılması daha uygundur.
AYAKKABISININ MALZEMESİNİ DOĞRU SEÇİN
Doğal deriden şaşmayın: En ideali doğal deridir. Derinin gözenekli yapısı, ayağın teneffüs etmesini sağlar. Esneme kabiliyeti vardır ve ayak için en uygun şekli kolayca alabilir.

Plastikten uzak durun: Ayakkabıların üst kaplamaları için plastik gibi yapay maddelerden kaçınılmalı.

Kaymayan taban olsun: Ayakkabının tabanı kaymalara karşı dayanıklı bir malzemeden olmalı.

Mantar tabanlı almayın: Çocuk ayakkabılarında sıklıkla kullanılan destekleyici mantar tabanlıklardan uzak durulmalı.

AYAKKABI TEMİZLİĞİNE ÖZEN GÖSTERİN

Temiz tutun ömrünü uzatın: Ayakkabıların temiz tutulması; hem ayakkabının ömrünü uzatır hem de çocuğunuzun ayak sağlığına yardımcı olur.

İki gün arayla giydirin: Eğer ekonomik açıdan mümkünse bir gün giydirilen ayakkabı ikinci gün giydirilmeyerek nefes alması sağlanmalı.

Tabanlarını koruyun: Ayakkabının topuk ve taban kısımlarının fazla aşınmasına izin verilmemeli. Çünkü bu, basış bozukluğu sonucu birtakım deformasyonlara neden olabilir.

Kullanılmış ayakkabı giydirmeyin: Başkasının kullanmış olduğu ayakkabılar asla giydirilmemeli. Çoğu zaman büyük kardeşlerinden kalan yıpranmamış ayakkabılar küçük çocuklara giydirilir. Ancak her çocuğun ayak ve basış karakterinin kendine özel olduğu unutulmamalı.
 

22 Mart 2012 Perşembe

ÇOCUĞA AYAKKABI SEÇİMİNİN PÜF NOKTALARI

Çocukların büyük bir çoğunluğu on iki aylıkken yürümeye başlar. Bu gelişme, anne ve babaları, çocuğa ayakkabı alma telaşına sokar. Oysa Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Ahmet Doğan'a göre, 2 yaşına kadar çocuğun çıplak ayak ya da çorapla yürümesine izin verilmeli. Böylelikle hem ayakların normal büyümesi, hem sağlıklı kas gelişimi, hem de parmakların kavrama yeteneğinin gelişmesi sağlanır.
Çocuğa ayakkabı seçmenin sanıldığından fazal detaylı bir işlem olduğunu vurgulayan Op. Dr. Ahmet Doğan, çocuk ayakkabısı almanın püf noktaları hakkında şu bilgileri verdi: "Yeni doğan ve süt çocukluğu dönemindeki çocukların ayakkabıya ihtiyaçları olmasa da soğuktan korunmalarını sağlamak amacıyla patik ya da çorap giydirilebilir. Dış ortama çıkarken aile illa ayakkabı giydirmek istiyorsa yumuşak ve yuvarlak hatları olan ayakkabılar tercih edilmelidir".

ÇOCUĞA AYAKKABI SEÇİMİNİN PÜF NOKTALARI

Denemeden almayın: Çocuğunuz yanınızda olmadan ayakkabı almayın. Çocuğunuzun ayak ölçüsüne güvenmek yerine, uygun ayakkabıyı bulmak için deneme yanılma yöntemini tercih etmelisiniz.

Zamanla açılmaz: Aldığınız ayakkabı için asla ‘zamanla açılır’ şeklinde bir düşünceniz olmasın; ayakkabınız daha ilk alındığı anda rahat olmalıdır.
• Öğleden sonra alın: Çocuğunuzun ayakkabı alışverişini sabah saatlerinde değil, öğleden sonra yapın. Çünkü gün içerisinde çocukların ayaklarında tıpkı büyüklerde olduğu gibi hafif bir şişme olur. Bu yüzden ayakkabı alışverişi öğleden sonra yapılmalıdır.

Ayakta bastırın: Çocuğunuzun ayakkabısını ayakta bastırarak deneyin. Çocuğunuzun son giydiği ayakkabı numarası yeni alacağınız ayakkabı için kesinlikle referans olarak alınmamalı. Çünkü çocuk ayakları, büyüme esnasında çok değişkenlik gösterebilir.

Büyük ayağı baz alın: Ayrıca, her iki ayağın ölçüleri birbirinden farklı olabilir (çoğunlukla ayağın biri diğerinden büyüktür), denemenizi büyük olan ayağa göre yapınız.

Çorapla denetin: Ayakkabıyı denerken o ayakkabı ile birlikte giydirmeyi düşündüğünüz çorap ile deneyin (kışın kışlık çorap, yazın yazlık çorap).

Bot tipini tercih edin: Çocuğunuza ayakkabı alırken tercihiniz bot tipi olsun. Botların ayak bileğini daha iyi kavrayacağı düşünülürse tercihinizi bottan yana kullanmak daha uygun olacaktır.

Esnek tabanlı olsun: Tabanı yarı yumuşak ve esnek, tercihen de bağcıklı olmalı (bağcıklarını kısa tutun).

1 cm boşluk yeterli: Ayakucunda parmaklar rahat hareket edecek şekilde bir miktar boşluk (1cm.ye yakın) kalmalıdır.
 
Yanlardan sıkmasın: Tarak kısmının genişliği çocuğun ayağına uygun olmalı, yanlardan ayağı sıkmamalıdır.

Hafif olsun: Ayrıca ayakkabıların hafif olması çocukların yürürken daha az enerji harcamalarını sağlar.

Topuksuz seçin: Topuk kısmı alçak olmalı. Yeni yürümeye başlayan çocuklarda ayakkabının topuklu olmasına gerek yoktur, üstelik topuksuz ayakkabı yürüyüşlerini kolaylaştıracaktır. Daha büyük çocuklarda da topuk yüksekliği 1.5-2 cm.yi geçmemelidir.

Ayağa baskı yapmamalı: Ayrıca, ayakkabının topuğu saran kısmı topuğu destekleyecek şekilde sert ve ön kısmının ise ayağın büküldüğü yerden rahatça bükülmesine izin verecek şekilde yumuşak olmasına dikkat ediniz. Ayak bileğini saran kısmı, ayak bileği hareketini engellemeyecek şekilde yumuşak olmalıdır.
 
Ayakkabılarlar ilgili önemli bilgiler yarın devam edecek :)

20 Mart 2012 Salı

Buzluk İçin Etiket



Siz de dondurduğunuz gıdaların üzerine tarih yazmayı unutanlardansanız, bu rengarenk etiketler çok işinize yarayacak. Fotokopicilerden renkli olarak etiket üzerine bastırarak buzluğa koyduğunuz poşetlerin üzerine yapıştırabilirsiniz...Etiketler için tıklayın.


19 Mart 2012 Pazartesi

Sivilce Efsaneleri

Sivilce diyetten kaynaklanır: Diyetle sivilcenin ilişkisi kesin olarak saptanmamıştır. Çikolata, kızartma, kuruyemiş sivilce yapar diye bir kural yok. Kişinin sivilce yaptığını gözlediği bir yiyecek varsa ondan kaçınmasında fayda var. Bilimsel olarak da kan kolesterol düzeyini yükselten yiyecekler sivilceyi artırabilir.

Sivilce kirden kaynaklanır: Akne derinin kirli olmasından kaynaklanmadığı gibi aşırı ve sık sık deriyi temizlemek de sivilceyi geçirmez.

Bronzlaşmak sivilceye iyi gelir: Güneş banyosu sivilceyi geçirmez. Kısa bir süre azalmış gibi görünmesine neden olur ve sonrasında genelikle artırır.

Yüz temizleme ürünü ne kadar kötü kokuyorsa, sivilce üzerinde etkisi o kadar kuvvetlidir: Doğru teknolojilerle üretilmişve klinik olarak etkisi kanıtlanmış, güzel kokulu kozmetik ürünleride aynı iyileştirici etkiyi gösterir.

Sivilce sadece ergenlik döneminde görülür: Her yaşta görülebilir.

Stres sivilce yapar: Tam olarak doğru olmayan bir mit daha. Hafif stresler sivilceyle ilgili olmamakla birlikte ağır stres durumları hormonları etkileyerek sivilceyi artırabilir.

Size bir önerim var!!!

NEUTROGENA PEMBE GREYFURT SERİSİ TÜRKİYE’DE...

Dermatologların önerdiği cilt bakım ürünleri markası Neutrogena, sivilce ve siyah noktalarla, içerdiği pembe greyfurt aroması ve patentli MicroClear teknolojisi ile etkin bir şekilde savaşan ve eşsiz kokusu ile duyuları harekete geçiren yeni cilt temizlik ürünleri “Neutrogena Pembe Greyfurt Serisi”ni Türk tüketicisiyle buluşturuyor.

Neutrogena Pembe Greyfurt Serisi, problemli ciltler için geliştirilmiş, Yüz Temizleme Jeli ve Günlük Peeling Jel’den oluşuyor.

Neutrogena’nın patentli MicroClear teknolojisi, sivilceye neden olan fazla sebumun çözülmesini ve böylece sivilce oluşumunun hızla azalmasını sağlıyor. Neutrogena Pembe Greyfurt Yüz Temizleme Jeli, içerdiği salisilik asit sayesinde cilde derinlemesine nüfuz ederek siyah nokta oluşumunun azalmasına yardımcı oluyor. Pembe Greyfurt Serisi ürünleri canlandırıcı formülleriyle cildi kurutmadan temizlerken, içerdiği pembe greyfurt aroması ile de duyuları harekete geçirerek cilde ferah bir his kazandırıyor.


Neutrogena Pembe Greyfurt Günlük Peeling Jel


Tavsiye edilen tüketici fiyatı:16,95TL


Neutrogena Pembe Greyfurt Yüz Temizleme Jeli

Tavsiye edilen tüketici fiyatı:16,95TL







16 Mart 2012 Cuma

Ebeveynlere Doğru Okul Seçimi Önerileri

Çocuğunuz için okul seçim zamanı geldiğinde aklınızı en çok meşgul eden sorulardan biri “Acaba en iyi okul hangisi?” olabilir.


Davranış Bilimleri Enstitüsü uzmanlarından Klinik Psikolog Açelya Şahin Fırat, bu konuda en akılcı yolun öncelikle çocuğunuzun ihtiyaçlarını belirlemek olduğunu söylüyor.

Anne-babalar için oldukça önemli olan “doğru okul seçiminde” nelere dikkat edilmesi konusunda önemli ipuçları veren DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü uzmanlarından Klinik Psikolog Açelya Şahin Fırat şöyle devam ediyor: “Çocuklarımızın hayatına sokacağımız profesyoneller konusunda her zaman en iyisini ararız. Doğumunu kime yaptırayım? Hangi hastane daha iyidir? Çocuk doktoruna kime başlasak? İyi bir dadı nereden bulabilirim? Bu, en iyiyi bulma yolunda kafamızı meşgul eden sorulardandır. Kuşkusuz bu süreçlerin en önemlilerinden biri de okul seçimidir. Araştırmaya başladığımızda çevremizdeki herkes konunun uzmanıdır: ‘Özel okula ne gerek var, biz devlet okulunda okuduk da ne oldu? En iyi öğretmen Sibel Hanım onun sınıfına vermeye çalış… En iyi okul eve en yakın okuldur… Seninki zaten Ocak doğumlu bir sene erken gitsin hem de Ayşe Hanım’ın sınıfına verebilirsin böylece…’ Bu iyi niyetli önerilerin yanında bir de okulları gezmeye başladığınızda, duyduklarınız kafanızın iyice karışmasına ve en iyi okulu seçme konusundaki endişelerinizin artmasına neden olur.”

Bu süreçte izlenecek en akılcı yolun kendi beklentilerinizi ve çocuğunuzun ihtiyaçlarını doğru belirleyerek bir liste oluşturmak olduğunu söyleyen Fırat, bu listede olması ve cevaplanması gereken en önemli soruları sıralıyor…

Okul Öncesi Eğitim Kurumu Seçimi

Benimsedikleri özel bir eğitim sistemi var mı? Eğitim materyalleri yeterli mi? Eğitim materyalleri ve oyuncaklar tahta, kumaş, keçe gibi sağlıklı malzemelerden mi yapılmış yoksa plastik oyuncaklar mı ağırlıkta? Çocuğun sosyal alanını destekleyecek spor ve sanat dersleri yeterli mi? Bu dersleri veren kişilerin eğitimleri uygun mu? Sınıf içindeki öğretmenlerden en az bir tanesi üniversite mezunu mu? Okulun psikoloğu çocukları ne sıklıkla gözlemliyor? Milli Eğitim Bakanlığı’na mı Sosyal Hizmetler’e mi bağlı faaliyet gösteriyorlar? Okul gezilerinde çocuklara kimler refakat ediyor? Çocuk sayısı ile öğretmen sayısı orantılı mı? Yabancı dil dersini veren eğitimcinin uyruğu nedir? Tuvalet eğitimi veriyorlar mı? Yemek okulda mı hazırlanıyor, dışarıdan mı geliyor? Veli profili nasıl? Güvenliği nasıl sağlıyorlar? Okul servis hizmetini bir şirket mi yoksa bireyler mi üstleniyor?

İlköğretim Kurumu Seçimi