Araştıran,okuyan,soran soruşturan 2 çocuklu annenin işinize yarar,hoşunuza gider, ilginizi çeker dedikleri...

14 Mayıs 2012 Pazartesi

ORTODONTİ İLE İLGİLİ DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

Ortodonti uzmanı Diş Hekimi Kıvanç Cebesoy, birbiriyle karmaşık bir uyumu olan diş, çene ve yüz bölgesinde bulunan asimetrileri düzeltmeye yarayan ortodontik tedavi ile ilgili doğru bilinen yanlışlara dikkat çekiyor:

Ortodontik tedavi sadece tellerle yapılır. - YANLIŞ

Diş çapraşıklıklarının düzeltilmesinde geleneksel tel tedavisine alternatif,olarak son 10 yıldır bir seri şeffaf plak yardımı ile çapraşık dişler düzeltilebilmektedir. Böylelikle tel tedavinse bağlı istenmeyen görüntü ve fonksiyon bozuklukları bu yeni yöntemlerle giderilebilir.

Ortodontik tedavi çocukken yapılır. – YANLIŞ

Ortodontik tedavinin yaşı yoktur, çapraşık dişlerin tedavisi her yaşta yapılabilir. Dişlerin ön yüzü yada arka yüzüne yerleştirilen ve görünmeyen tel sistemleri ile daimi dişler ağızda çıktıktan sonra istenilen yaşta başlanabilir.

Ortodontik tedaviler çok uzun sürer. – YANLIŞ

Tedavide kullanılan mekanikler arası sürtünme çok aza indirildiği için dişler üzerinde gereksiz kuvvet kaybı olmaz Böylece diş çapraşıklıklarının tedavisi hızlı bir şekilde 8 ay ile en geç 24 ay arasında bitmektedir. Ortodontik tedavi 24 aydan uzun sürmez. Bu süreden daha uzun uygulanan tedaviler, diş köklerinde erimelere, mine üzerinde çürümelere, diş etlerinde ciddi iltihaplara neden olabilir.

Ortodontik tedaviyi her diş hekimi yapabilir. – YANLIŞ

13 Mayıs 2012 Pazar

Çocuklar Gülerek Uyansın…

HUGGIES DryNites®’la HER ÇOCUK ARTIK GÜLEREK UYANABİLECEK!!!
 DryNites® ve Türk Çocuk Ürolojisi Derneği, gece alt ıslatma problemi yaşayan çocukları ve ailelerini, “DryNites®’LA ÇOCUKLAR GÜLEREK UYANSIN“ projesi ile bilinçlendiriyor…

Huggies’in gece alt ıslatma problemi yaşayan çocuklar için ürettiği emici gece külodu DryNites® bir bilinçlendirme projesi başlattı. DryNites®, Türk Çocuk Ürolojisi Derneği işbirliği ile başlattığı proje ile sorun yaşayan çocukları ve onların ailelerini bilinçlendirmeyi hedefliyor. Proje kapsamında www.cocuklargulerekuyansin.com bir paylaşım platformu olarak açıldı.

Birçok çocuğun ve ailelerinin konuşulmayan ortak bir sırrı var:  “Enürezis Noktürna” Enürezis Noktürna yani “Gece Yatak Islatma Problemi” 4-12 yaşındaki her 5 çocuktan 1’inde görülüyor. Uykuda “istem dışı idrar boşaltması” rahatsızlığı yaşayan çocukların %99’u 15 yaşına kadar bu sorunu atlatıyor. Ancak uzun sürebilen bu rahatsızlık onları da ailelerini de sıkıntıya sokuyor. İyi uyuyamama, suçluluk duygusu, utanma en basitinden yaşananlar…  İdrar torbasının kapasitesi, belli bir hormonun eksikliği veya genetik sebeplere bağlı olabileceği gibi farklı fizyolojik faktörler de bu soruna neden olabiliyor. Sorunun üstesinden gelmek konuşmamakla mümkün olamıyor. Esas sebebi anlayıp doğru tedaviyi uygulamak üzere mutlaka bir uzmanla görüşmek gerekiyor. Ayrıca bu süreçte aile fertlerinin anlayışlı olması da büyük önem taşıyor.

Türk Çocuk Ürolojisi Derneği ve emici gece külodu DryNites’ın başlattığı ve gazeteci, yazar, anne Pınar Reyhan Özyiğit’in sözcülüğünde yürütülen “Çocuklar Gülerek Uyansın” projesi, toplumu bu konuyla ilgili bilgilendirmeyi ve bu çok yaygın sorunu paylaşmayı hedefliyor. Sonuç olarak bu rahatsızlığı taşıyanları veya çevresinde yaşayanları hekimlere ve doğru tedaviye yönlendirmek amaçlanıyor.

www.cocuklargulerekuyansin.com tüm çocukların yüzünün gülmesini isteyenlerin buluşma noktası… Konuyla ilgili Pınar Reyhan Özyiğit’in yazıları yer alacak, bu sorunu yaşayanların deneyimleri paylaşılacak... Konuyla ilgili herkesin sorabileceği soruları Prof. Dr. Serdar Tekgül’ün yanıtlayarak aydınlatacak. Tekgül, sorunun sebepleri ve hayatı kolaylaştıracak yöntemler konusunda aydınlatıcı bilgiler verecek.

Emici gece külodu DryNites, uzun sürebilecek tedavi sürecinde çocuğun dinlendirici bir uyku uyumasını sağlayan yardımcı bir koruyucu olarak Çocuklar Gülerek Uyansın projesini başlatıyor ve destekliyor. Proje herkesin desteğine açık, önemli olan bilgiyi paylaşmak bu sorunun çok vakit kaybetmeden üstesinden gelinmesi için bilgilenmek…

Tüm çocuklar güzel günler, geceler yaşasın… Çocuklar Gülerek Uyansın!

Hastalık hakkında Türkiye genelini bilinçlendirmeye yönelik olarak başlatılan “DryNites®’la Çocuklar Gülerek Uyansın“ projesi için daha önce de bir broşür hazırlanmıştı. Broşür hem birçok aileye hem de kongreler aracılığıyla hekimlere ulaştırılmıştı. Erdil Yaşaroğlu’nun komik ve eğitici karikatürleri ile renk kattığı broşür, komik ve eğitici anlatım dili ile gece alt ıslatma problemi (Enürezis Nokturna)’ya yönelik birçok faydalı bilgi içeriyor.

11 Mayıs 2012 Cuma

Caddebostan Gençlik Kampı

Yazın tadını çıkarmanın en eğlenceli yolu nedir diye düşünüyorsan, bizim bir önerimiz var! Sana, özgürlük, adrenalin, müzik, eğlence, yeni dostluklar ve seni keyiflendirecek onlarca aktivite vaat ediyoruz. Bu fikir seni heyecanlandırdıysa o zaman hiç durma, hemen 18 Haziran–18 Ağustos tarihleri arasındaki Caddebostan Yaz Kampları ’ndan kendine en uygun olanı seç, kaydını yaptır, kampçı olmanın ayrıcalığını yaşa.
Bütün yıl ders çalıştın, okul-dershane-ek dersler arasında mekik dokudun, üzerine bir de sınav stresi… Hem zaten şehrin içinde özgürlüğünü doyasıya yaşayacağın, yorgunluğunu atabileceğin aktivite bulmak da zorlaştı. Eğer sen de bu dertlerden yakınıyorsan ve 7-17 yaş grubuna dahilsen sana önereceğimiz kamp alternatiflerine mutlaka göz atmalısın.

Macera dolu bir kamp mı, adrenalini yüksek bir kamp mı?

İstersen Bolu Aladağ’da doğayla baş başa serüven dolu bir kamp tercih ederek maceracı yönünü ön plana çıkar, istersen de Antalya’da yurtdışından gelen kampçılar ile wakeboard deneyip, rafting yapıp adrenalinini yükseltebilirsin. Ya da Alaçatı rüzgarında sörf, yelken, kiteboard sporları ile tanışıp, bambaşka deneyimler keşfedebilirsin.

Hangi kampı seçersen seç, senin için planlanmış eğlenceler sayesinde, tüm yılın yorgunluğunu unutmuş, yeni arkadaşlıklar kurmuş, farklı deneyimler yaşamış, unutulmaz bir kamp tecrübesi ve keyifli anılarla tüm enerjini toplamış olarak şehre geri döneceksin.






Kayıt için:

444 KAMP (52 67)

www.caddebostan.com

10 Mayıs 2012 Perşembe

22 Nisan 2012 Pazar

SELÜLİTTEN KURTULMANIN YOLLARI


· Yüsek yağ içeren yiyeceklerden kaçının. Genel yağ tüketimini azaltın,  günlük kalori alımını sınırlayın.

·  Daha çok su için. Bol su tüketmek toksinleri vücudunuzdan uzaklaştıracaktır.

·  Doğal gıdalar ile beslenmeye çalışın. Fastfood yemek yerine bol bol yeşil yapraklı sebze, meyve ve yağsız et yiyin.

·  Kahve, alkol ve sigarayı mümkün olduğunca hayatınıza dahil etmeyin. Kahve yerine besin değeri daha yüksek olan meyve suyu için.
Sağlıklı bir vücüt elde etmek, daha az selülit daha fazla kas görmek istiyorsanız egzersiz yapın.

· Yağ ve selülitten kurtulmak için sıkı bir diyet ile egzersizi birleştirin. Egzersizi çok kullanan biri değilseniz yavaş başlayın. Koşudan önce yürüyüşü deneyin günlük kısa yürüyüşler ile egzersizi vücudunuza sevdirebilirsiniz. Her gün minimum 30 dakika egzersizin fark yaratacağını unutmayın.

·  Bacak, kalça ve alt bedeni çalıştırmak için aerobic ve bisiklet etkilidir. Haftalık egzersiz planına dahil edilmelidir.

· Yoga ve masaj ile rahatlayın.

.  Selülit için etkili kremler ve yağlar kullanın.

· Selülitten kurtulmak için klinik testlerden geçirilmiş özellikle selülit için tasarlanmış cilt bakım ürünlerinden destek alın. Sıkılaştırıcı ve selülit giderici kremler selülitin azalmasına yardımcı olur.

. Vitamin alın.

· C vitamini ile vücudu toksinlerden kurtarın her gün mutlaka taze meyve yiyin. Vitamin ve minerallerin selülit azaltıcı etkisinden faydalanın. Unutmayın ki vitamin ve mineraller aynı zamanda cildinizi işiltılı ve kusursuz gösterecektir.

Size tavsiyem...


RoC® ANTI-CELLULITE MICRO-ACTIF Selülite Karşı Bakım Kremi
Tavsiye edilen tüketici fiyatı 59 TL

21 Nisan 2012 Cumartesi

DİŞ LEKELERİ OLUŞMADAN ÖNLEMİNİZİ ALIN


Dişlerdeki lekeler, iyi bir ağız bakımı yapılmadığının işareti olarak kabul edildiğinden çoğu kişi için rahatsızlık vericidir.   Diş lekelerine, kötü ağız hijyeni, sigara kullanımı yada tükettiğimiz besinler kadar dişin yapısını içten etkileyen yaşlanma, uzun süreli antibiyotik kullanımı da neden olur.

Günlük ağız bakımına özen göstermek diş lekelerini daha oluşmadan engellemeye neden olur. Bakteri plağına karşı etkili ve sürekli kullanıma uygun bir ağız gargarası, fırça ve diş ipi,  günlük etkin bir ağız temizliği sağlar ve diş  lekesi oluşumunu engeller.

İşte diş lekelerinin nedenleri;

· Kötü ağız  hijyeni - Dişlerin çevresinde bakteriler ve yiyecek artıklarından oluşan yapışkan ve renksiz bir bakteri tabakası olan plaklar,iyi temizlenmediklerinde, dişlere yapışarak , zaman içinde dişlerin sararmasına neden olur.

· Çay,kahve gibi içecekler, köri gibi baharatlar içerdikleri kafein ve doğal renkendiriciler nedeniyle dişlerde leke bırakır.

· Gazlı içecekler içindeki asit nedeniyle, kırmızı şarap ise yoğun renginden ötürü dişlerde lekenmeye neden olur.

· Enerji içecekleri ve hazır gıdalarda bulunan gıda boyaları diş lekelerine sebep olur.

· Bazı antibiyotikler ve demir tabletleri de leke oluşturur.

· Yaşlandıkça incelen diş minesi zaman içinde dişlerde kahve rengi lekelerin oluşmasına sebep olur.

· Sigara içmek dişlerdeki lekenin en temel sebeplerindendir. 

SADECE DİŞ FIRÇALAMAK YETMEZ!

FIRÇALAMA SONRASI LISTERINE STAY WHITE AĞIZ BAKIM ÜRÜNÜ   İLE TEMİZLENEN  DİŞLER DAHA BEYAZ

Ağız ve diş bakımının tam yapılmadığı durumlarda diş çevresinde biriken yiyecek  artıkları  bakteri plağı oluşumuna ve ağız kokusuna neden olur. Ağızdaki temizlenmemiş plak tükürük ile birleşerek tartar (diştaşı)oluşturur. Biriken tartar sebebiyle dişeti iltahaplanabilir, çekilebilir ve ileri safhalarda diş kaybedilebilir.

20 Nisan 2012 Cuma

ALERJİK NEZLEYE TEKNOLOJİ ÇARE BULDU !


Hem mevsimsel, hem de tüm yıl süren alerjik nezle ile boğuşanlar, çareyi en yeni teknolojik tedavi “rhinolight” yani ışık tedavisinde buluyor.Özellikle bu mevsim çok rastlanmasına karşın kimi hastalarda yıl boyunca süren ve ilaç tedavisi gerektiren alerjik nezlenin neden olduğu hapşırık, kaşıntı,
şiddetli burun akıntısı gibi şikayetler artık birkaç dakikalık seanslarla uygulanan ışık tedavisi ile ağrısız bir şekilde ortadan kaldırılıyor.

KBB, Baş ve Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Teoman Dal, “Alerjik nezle özellikle çalışan ve aktif sosyal hayatı olan insanları perişan eden bir hastalık. Hayat kalitesini ciddi şekilde bozan ve hastaların sürekli ilaç ve sprey tedavisi kullanmalarını gerektiren bu problemden Rhinolight ile bir yıl boyunca hiç ilaç kullanmadan kurtulmak mümkün. Bahar alerjisinde iki hafta içinde 6 seans, tüm yıl devam eden alerjide ise bir ay içinde toplam 8 seans yapılan birkaç dakikalık Rhinolight uygulaması ile kaşıntı, akıntı, hapşuruk gibi her türlü alerji kökeni şikayet bir yıl süre ile başarı ile azaltılmakta ya da yok edilmektedir.” Dedi.

Her seansta iki ila üç dakika arasında değişen sürelerde uygulanan Rinolight tedavisinde, özel dalga boylarındaki ışınların karışımından oluşan bir ışık kullanılıyor ve burun delikleri yolu ile yapılan uygulama sırasında herhangi bir sıcaklık ya da ağrı hissi oluşmuyor. Rhinolight uygulaması dokularda herhangi bir kalıcı hasar oluşturmadığından alerji hastalarında hiçbir sorun oluşmadan uzun dönemler kullanılabiliyor.

Rhinolight’ın Etkileri :

Mukozada alerjik reaksiyona bağlı histamin maddesi salınmasının engellenmesi,

Histamin üreten mast hücrelerinin salgı yapmasının önlenmesi,

Burun mukozasında T lenfosit ve eozinofil adı verilen hücrelerin miktarında azalma,

Hastanın burun salgılarında ECP ve interlökin-5 gibi alerjik reaksiyonlarda artan maddelerin miktarının azalması.

19 Nisan 2012 Perşembe

Nemsiz Kalan Cilt Erken Yaşlanır...

Genç cilt pürüzsüz bir yapıya sahiptir. Zamanla iç ve dış  etkenler nedeni ile cilt yaşlanmaya başlar. 30'lu yaşlarda ciltte ince çizgiler ve göz çevresinde kaz ayağı kırışıkları görünür. 40'lı yaşlarda çizgiler derinleşmeye başlar. 40'lı yaşların sonu 50'li yaşlarda ise cilt formunu kaybetmeye başlar. Yer çekiminin etkisi ve cildin elastikiyetini kaybetmesi sonucunda ciltte sarkmalar görülür. 60'lı yaşlarda bütün bu yaşlanma etkilerine ek olarak ciltte lekelenmeler ve kılcal damarların belirginleşmesi
görülmeye başlar.

CILDINIZI NEMLENDIREREK ERKEN YAŞLANMAKTAN KORUNUN...

Cildi tüm bu yaşlanma etkilerinden korumak için genç yaşlardan itibaren cilde özen göstermek gerekir. Hergün düzenli olarak temizlenen ve nemlendirilen cilt dış etkenlere karşı daha korunaklı
hale gelir.

UV IŞINLARI ERKEN YAŞLANMAYA SEBEP OLUR,NEMLENDIRICINIZI SEÇERKEN
DIKKAT EDIN.

UV ışınlarının zararlı etkilerinden cildi korumak için gündüz nemlendiricilerinde en az SPF 15 Güneş koruma faktörünün bulunmasına dikkat edilmelidir. UV ışınları ciltteki serbest
radikallerin oluşumunu hızlandırarak cildin erken yaşlanmasına sebep olur. Ciltte erken yaşta kırışıklar ve lekelenmeler görülmeye başlar.

SIGARA CILDIN DÜŞMANI..

Sigara içmek de cildin erken yaşlanmasına sebep olan başlıca etkenlerden biridir. Sigara içmek, cildin doğal yapısında bulunan kolajenin ve elastinin yapısına zarar veren etmenlerden biridir.
Sonuçta ciltte erken kırışma ve sarkma meydana gelir.

Size tavsiyem....



NEUTROGENA SU BAZLI YÜZ BAKIMI NEMLENDIRICILERI SPF 15 NEMLENDIRICI
LOSYON

18 Nisan 2012 Çarşamba

Alışveriş Bağımlılığı Annenizin Suçu !!!

Etrafınızdakiler sizin alışverişkolik olduğunuzu düşünüyorlarsa, University of Hertfordshire’ın Gelişimsel Psikoloji bölümünde yapılan araştırmaya göre bu aslında annenizin suçu...

 

Büyük mağazalar, milyonlarca kadının nedensizce bile olsa dolaşmayı tercih ettikleri yerlerin başında geliyor. Peki bunun nedeni insan doğası mı yoksa yetiştirilme biçimi mi?
Satış düzeyleri üstüne yapılan araştırmaya göre, alışverişe karşı alınan tutum öğrenilen bir şey. Bunu daha da ilerletmek gerekirse alışverişkolik bir kadının, bu tutumu annesinden öğrendiğini sonucuna varılabiliyor.
Çocukların kıyafetlerinin çoğunu alan anne olduğu için, onları model alan kız çocukları da alışverişe yatkın oluyor, kız çocuklarının hayatları boyunca moda ve alışverişe duyduğu ilgi böylelikle başlıyor.

Hertfordshire Üniversitesi Psikoloji Bölümünden Dr. Karen J. Pine durumu şöyle özetliyor ; ‘Toplum kadınların dış görünüşlerine o kadar çok önem veriyor ki kız çoçuklarına erkeklere göre daha fazla kıyafet alınıyor. Babalar oğullarını futbol maçlarına götürüken, anneler kızlarıyla alışverişe çıkıyorlar, alışverişın kadınlar için vazgeçilmez olmasını buna bağlayabiliriz’

Kaynak

17 Nisan 2012 Salı

Muz Kadınları Mutlu Ediyor


Güne kahvaltıda muz yiyerek başlayan kadınlarda sindirimin kolaylaştığı ve vücudun stresten korunduğu ortaya çıktı.
Muz, vitamin ve mineral değerlerinin yanı sıra kardiyovasküler rahatsızlıklar, artirit ve sinir sistemi sorunlarında da tedavi edici özelliğiyle biliniyor.
Muzun içerisinde bulunan besin maddeleri “mutluluk hormonu” olarak bilinen serotoninin üretimini artırıyor ve kişiye sakinlik hissi veriyor.
Arjantin’de yürütülen bir araştırmada gönüllü kadınlar güne kahvaltıda bir adet muz yiyerek başladı. 3 aylık süre içinde tüm katılımcılar istisnasız kilo verdi. Muz kahvaltısının sindirimi kolaylaştırdığı ve kadınların vücudunu stresten koruduğu da belirtildi.

Muz folik asit, magnezyum, A ve C vitaminleri ve potasyum açısından oldukça zengin bir meyve... Muzu sade yemeyi sevmiyorsanız da bal ve yoğurtla birlikte de tüketebilirsiniz.

16 Nisan 2012 Pazartesi

Bal Yerine Pekmez Yedirin


Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Kılınç, bebeklerin 6 aylığa kadar anne sütünden bütün besinlerini aldığını, 6 aydan sonra anne sütünün yeterli gelmemesi nedeniyle ek besinlere başlandığını belirtti.
Ek besinlerin seçiminin önemli olduğunu, bu dönemde bebeğin alerji riski olmayan, basit ve tek çeşitten oluşan gıdalarla beslenmesi gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Kılınç, şöyle konuştu:
''Ek besinlere geçişte gıdaların bebeğin fiziksel yapısına uygun olması gerekiyor. Sütten hemen sonra bebeğe ağır gelmeyecek meyve suları, püreleri, meyveler, besleyici sebze püreleri uygun olur. 8. aydan sonra sebze çorbaları ve yavaş yavaş bebeğe et verilebilir. Ancak 1 yaşından önce çocuklara verilmemesi gereken gıdalar da var. Bunların başında bal geliyor. Çocuğun bünyesi ve bağışıklık sistemi henüz tam gelişmediği için alerji olma olasılığı yüksektir. Balda bulunan polenler çocuğun alerji olmasına ve zehirlenmesine neden olabilir. Bir yaşından önce çocukların bağışıklık sistemi yeterince gelişmediği ve onlarda alerjiye neden olabileceği için bal önermiyoruz, Bize herhangi bir nedenle başvuran aileleri bal konusunda uyarıyoruz.

Çocuklara bir yaşından önce bal yerine kansızlığa karşı önemli, demir bakımından  zengin olan pekmez yedirilebilir. Alyuvarların yapımı için demir büyük önem taşıyor. Demir yetersizliği ise kansızlığa neden oluyor. Pekmez hem kan yapıcı özelliği hem demirden zengin olması ve enerji kaynağı olması açısından önemli. Pekmez çocuğun öğününe yoğurdun içinde ya da sade olarak katılabilir. Pekmez bebeğin bünyesini rahatsız etmez, alerji yapma olasılığı da çok azdır.''

BAL TEBLİĞİ

13 Nisan 2012 Cuma

Çocuklar İçin En Önemli 25 Kelime

Çocuklar 2 yaşına kadar 300'den fazla kelime öğrenebiliyor. Ancak uzmanlar uyarıyor: Bu yaşa kadar en önemli 25'ini söylemeyi öğrenemezse konuşmakta zorlanabilir.


Kanada’nın Vancouver şehrinde her yıl düzenlenen “Amerikan Bilim Geliştirme Federasyonu” toplantısına katılan bilim insanları çocukların 2 yaşına kadar söylemesi gereken 25 kelimeyi belirledi.
Uzmanlara göre, 2 yaşında bir çocuk, aşağı yukarı 310 kelimelik bir dağarcığa sahip.

Bu sözcüklerin en gerekli 25 tanesi ise dil gelişimi normal seyreden bir çocuk tarafından rahatlıkla söylenebiliyor.
Çalışmayı yürüten bilim insanlarından Leslie Rescorla'ya göre asıl önemli olan bu kelimelerin birçoğunu ilk 24 ay içinde kullanamayan çocukların geç konuşmaya başlama tehlikesi.
Uzmanlar çocukların söylemesi gereken kelimeleri şöyle sıraladı:
1-Anne
2-Baba
3-Bebek
4-Süt
5-Su

12 Nisan 2012 Perşembe

Çocuğunuzla Kitap Okuyun

Uzmanlar birlikte kitap okumanın çocuğumuzla kaliteli zaman geçirmenin en etkili yollarından birisi olduğunu söylüyor. Çocuk kitabı yazarları çocuklarla kitap okuma konusundaki düşüncelerini “Parents” dergisi okuyucularıyla paylaştı.

ERKEN YAŞTA BAŞLAYIN

Yazar Samantha Vamos kitaplarla sizin aracılığınızla ilişki kurmanın çok küçük yaşta çocuklarda bile olumlu etkiler yarattığını söylüyor.
Vamos şöyle konuştu: “Biz oğlumla kitap okumaya başladığımızda boyu benim belime bile gelmiyordu. Biz kitap okurken seslerimizi duyması, dilinin gelişimi açısından büyük önem taşıyordu.”

KİTAP OKUMAYI EĞLENCEYE DÖNÜŞTÜRÜN
  
“Bebeğinizle içgüdüsel olarak oyun oynamak istersiniz. Örneğin 'vücudumuz' konulu bir kitap okuyorsanız kelimeleri onun vücudunda göstererek kitap okumayı oyuna dönüştürebilirsiniz.” Bu sözler bebek kitapları yazan Karen Katz’a ait.

OKUMAYA MÜZİK KATMAK

Uzmanlar çocuğunuza bir kitap okurken kelimeleri heceleyerek bir şarkı gibi mırıldanmanızı tavsiye ediyor.

KOMUTLAR;

Yazar Katz kitap okuma aktivitesini düzenli bir hale getirdikten sonra çocuğa “Kitabı aç”, “Sayfayı çevir” gibi komutlar verilebileceğini söyledi. Komutları doğru şekilde yerine getirirse arkasından ona “Aferin” denmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.

DOKUNARAK OKUMAK

Bebekler etraflarındaki objeleri çoğu zaman dokunarak keşfeder. Uzmanlara göre dokunarak hissedebilecekleri değişik yüzeylere sahip kitaplar çocukların ilgisini fazlasıyla çekiyor.

10 Nisan 2012 Salı

Okullarda Teşekkür Ve Özür Dileme Eğitimi

Kütahya’nın Simav İlçesi’nde, öğrencilere küçük yaşlarda teşekkür etme ve özür dileme alışkanlığı kazandırmak amacıyla İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından üç ay önce başlatılan proje ilgi gördü.

Simav İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Şirikçi, proje kapsamında ilçedeki okulların tamamında her sabah ders başlamadan önce öğretmenler tarafından öğrencilere teşekkür etmenin yararları ve özür dilemenin bir erdemlilik olduğu yönünde hatırlatmalar yapıldığını söyledi. Şirikçi, "Ardından ders başlamadan önce belirlenen iki öğrenci 5 dakikalık süreçte bir gün önce yaptığı hatalardan dolayı kimlerden özür dilediğini ve kimlere teşekkür ettiğini arkadaşlarına ve öğretmenlerine anlatıyor" dedi. Şirikçi, projenin giderek yaygınlaşması sayesinde birbirlerine karşı teşekkür eden ve özür dileyen öğrenci sayısında artış kaydedildiğini, bunun da projenin amacına ulaştığının bir göstergesi olduğunu söyledi. Şirikçi, "Projenin öğrenciler tarafından ilgi görmesi ve giderek yaygınlaşması eğitimciler olarak bizi ve aileleri de sevindiriyor" diye konuştu.

Mehmet Şirikçi, projenin Kütahya Valisi Kenan Çiftçi ile Simav Kaymakamı Yüksel Ünal’ın desteklediği ’örnek alma, örnek edinme ve kıyaslama’ anlamına gelen Benchmarking çalışmaları kapsamında yürütüldüğünü dile getirdi. Şirikçi, "Tüm eğitimci arkadaşlarımız azami titizlik gösteriyor. Çalışmaların yaygınlaşması için afiş hazırlama ve şiir yarışmaları düzenledik. Yarışmalarda derece alan öğrencilerimizi ödüllendiriyoruz" dedi.

EVDE DE ÖZÜR DİLİYORLAR

Şirikçi, projenin veliler tarafından da çok beğenildiğini ifade etti. Şirikçi, "Çok olumlu tepkiler alıyoruz. Öğrenci velileri bize gelerek önceleri çok haşarı olan çocuklarının bugünlerde yaptıkları hatalardan dolayı evde hem kendilerinden hem de kardeşlerinden özür dilemeye başladıklarını ifade ediyorlar. Bundan eğitimciler olarak büyük mutluluk duyuyoruz" dedi.

EN BAŞARILI OKUL ÇİTGÖL’DE

Şirikçi, bu konuda hususta en başarılı okulun ilçeye 3 kilometre mesafedeki Çitgöl İlköğretim Okulu olduğunu kaydetti. Çitgöl beldesinden öğrenci velisi Serkan Şentürk, "Benim çocuğa son günlerde bir hal oldu. Özür dilemek nedir bilmezken şimdi yaptığı hatadan dolayı hem bizlerden hem de küçük kardeşinden özür diliyor, iyi bir şey yaptığımızda da bize teşekkür ediyor. Çok seviniyoruz" diye konuştu. Sınıf öğretmeni Elif Dinçer, "Proje kapsamında her sabah iki öğrencimize 2.5 dakikalık söz hakkı tanıyoruz. Bir gün önce yaptıkları hatadan dolayı kimlerden özür dilediklerini anlatıyor. Ayrıca gördükleri iyilikler karşısında kimlere teşekkür ettiklerini dile getiriyorlar. Projeyi çok başarılı buluyorum. Türkiye’de örnek alınacak bir proje" dedi.

6 Nisan 2012 Cuma

BEBEĞİNİZİN İLK AĞIZ BAKIMI NASIL OLMALI?

Bebeğiniz, 6 aylıkken ilk süt dişleri çıkmaya başlar. 20 adet süt dişin tamamının çıkması 3 yaşında biter. Süt dişlerinin erken yada geç çıkması endişelenecek bir konu değildir. Literatürler incelendiğinde, bebek doğduğunda ağzında dişlerinin olduğunu bildiren yayınlar vardır. Erken çıkan dişlerde çocuğun ağız bakımı daha zor olacağı için aşağıdaki yöntemler dikkatlice uygulanmalıdır. Anne sütünde de bulunan asidin dişlerin üzerinde kalması bebeğinizin dişlerine zarar verebilir. Ortodonti Uzmanı Dr. Kıvanç Cebesoy Bebeğin ilk ağız bakımıyla ilgili bilgi veriyor.
 
İki yaşına kadar su ile temizleyin...

İlk 6 – 8 aylık dönemde bebeğinizin beslenmesini takiben steril bir gazı bezi, kaynamış ve soğutulmuş bir suyla nemlendirerek; dişleri, damakları ve dudakları hafifçe temizlenir. Sekiz ay, iki yaş arasında, dişlenmenin hızlı bir şekilde devam ettiği bu dönemde, anneler mevcut dişlerin temizliği için işaret parmaklarına yerleştirdikleri silikon parmak fırçalar sayesinde dişlerin üzerindeki artıkları kolaylıkla temizlerken, sürmekte olan diş bölgesindeki diş etine masaj yaparak bu bölgenin rahatlatılması da sağlanabilir. İki yaşına kadar sadece su ile temizlik önerilmektedir. 3 yaşından sonra ise, florür oranı çok düşük çocuk diş macunları ile normal diş fırçası ebeveyn kontrolünde, çocuk tarafından yapılması tavsiye edilir. Sadece bu yaşlarda oluşturabileceğimiz diş fırçalama alışkanlığı, ileriki yaşlarda vazgeçemeyeceği ve sürekli eksikliğini hissedeceği bir eyleme dönüşecektir.

Süt dişlerinin doğumsal olarak olarak (konjenital) bulunmaması hali, daimi dişlere göre, oldukça düşük bir olasılıktır. Bu nedenle bebeğinizin süt dişlerinin erken yada geç çıkması endişelenilecek bir durum değildir. İlk diş hekimi tanışması 3 yaşından sonra planlanabilir.

Bebeğinizin dişleri çürümesin!

Özellikle uykuya dalma problemi olan bebeklerde, biberonlarına koyulan ballı yada şekerli süt, uyku sırasında tükürük salgısında azalmanın da çürük yapıcı bakterilerin hızlı şekilde asit üretmesine ve altı ay gibi kısa sürede bebeğin bütün dişlerini yok etmesine neden olabilecek, literatüre biberon çürüğü olarak geçen, diş çürüklerine neden olacaktır. Özellikle lolipop gibi, ağızda zor eriyen, yada karamelize olmuş, dişlerin üzerine yapışabilen şekerlerin tüketilmesine dikkat edilmeli, şeker yiyecekse, ağızda daha çabuk eriyen şeker tercih edilmelidir. Muhakkak suretle ağzın asit oranının düşürülebilmesi için dişlerin temizlenmesi gerekmektedir.

Çene yapısı bozulmasın!

“ş,s, t” harflerini söyleyemiyorsa dikkat

Özellikle 4 yaşından sonra devam eden bebeklik yutkunmaları, süt dişleri üzerinde, yıkıcı etki meydana getirip, çenelerin ön bölgede birbirinden ayrılmasına neden olmaktadır. Bu durumun devam ettiği 6 – 7 yaş çocuklarda şahlanmış gibi duran ön kesici dişler, asimetrik bir çene görüntüsüne neden olurken, çocuğunuzun ısırmasına izin vermeyecektir. Ayrıca, konuşma sırasında ş,s, t gibi bazı harflerin telaffuzunda güçlük yaratacaktır. Anneler genellikle çocuklarının çekirdek gibi kabuklu yemişleri yiyemediklerinde durumu farkederler. Bu dönemde yapılacak dil egzersizleri ile problem 1 ay gibi kısa sürede çözülür.







4 Nisan 2012 Çarşamba

Beslenme Çantasına Suyu İhmal Etmeyin!!

Okulda ne yediğini büyük oranda takip edebiliyorsunuz,peki, ne kadar su tükettiğini veya tüketmediğini biliyor musunuz?

Okullar başladı, günün büyük kısmını evin dışında okulda geçirmeye başladı çocuklarımız. Okulda ne yediğini büyük oranda takip edebiliyorsunuz, belki yemeğini evden hazırladığınız için belki okulda verilen yemeklerin aylık menülerini takip ettiğiniz için. Peki, ne kadar su tükettiğini veya tüketmediğini biliyor musunuz?

Bütün besin öğeleri önemlidir, ancak su elzemdir, olmazsa olmazdır. Besin almadan vücut yağ deposuna bağlı olarak bir- iki ay yaşamı sürdürmek mümkündür. Su içmeden üç günden fazla yaşam sürdürülemez. Yaşam için en gerekli elementlerden biridir Su. Vücut hücrelerinin içindeki ve dışındaki tüm metabolik olaylar ancak su varlığında gerçekleşir. Vücut ısısının düzenlenmesi, elektrolit dengesinin korunması, besinlerin emilimi ve sindirimi, besin öğelerinin hücrelere taşınması, metabolizma sonucu ortaya çıkan artık maddelerin atılması suyun sayesinde olanak bulur.

Su, vücudun en önemli bileşenidir. Vücut ağırlığının % 70-75’ in su oluşturur. Bebeklerin yetişkinlere, erkeklerin kadınlara göre vücudunda daha çok su bulunmaktadır. Vücut ağırlığı ne kadar küçükse su gereksinimi göreceli olarak daha fazladır. Çocukların su gereksinimi göreceli olarak yetişkinlerden daha fazladır ve susuzluktan yetişkinlere kıyasla daha fazla etkilenirler. Yeterli su tüketmeyen çocuklarda bilişsel ve fiziksel fonksiyonlar yavaşlar, vücut ısısı yükselir. Sıvı kaybı devam edip, eksilen su yerine konmadığında solunum artar, terleme ve idrar çıkışları azalır.

3 Nisan 2012 Salı

Dosya: Hiperaktivite...

Hiperaktivite Nedir?

Hiperaktivite bir ögrenme bozuklugu degil, bir davranis sorunudur. Bir baska deyisle, hiperaktivite davranis sorunlarina sebep olabilen bir kisilik özelligidir. Hiperaktif çocuklar gereginden fazla hareketlidirler, düsünmeden davranir ve dikkatlerini (ilgilerini çekmeyen konularda) birkaç dakikadan fazla yogunlastiramazlar. Hiperaktivite okul çagindaki çocuklarin %3-5’inde bulunan ve erkek çocuklarda daha fazla rastlanan bir problemdir. Hiperaktivite aile için oldugu kadar çocugun kendisi için de büyük bir stres kaynagidir. Hiperaktif çocuklar genellikle davranislarinin dikkat dagitici ve rahatsiz edici oldugunu bilirler, fakat bu konuda ellerinden bir sey gelmez. Anne-babalarin bunu anlamalari ve çocuklarina sevgi ve destek vermeleri gerekir. Anne-babalar hiperaktivitenin getirdigi zorluklari asabilmek için çocuklarinin doktoru, ögretmenleri ve danismanlariyla isbirligi yapmalidirlar.

Hiperaktivitenin Bulguları

Hiperaktivite baska pek çok sorunla ortak belirtilere sahip oldugu için kesin tani koymak çok zor olabilir. Tani konmadan önce ayni belirtilerle kendini gösterebilecek olan diger tibbi ve duygusal sorunlarin saf disi edilmesi gerekir. Bu problemin belirtilerine, pek çok çocukta stres anlarinda kisa sürelerle rastlanabilir. Dolayisiyla her belirti gösteren çocuk otomatik olarak hiperaktif sayilmamali, problemin geçmisi ve ayrintilari anlasilmalidir. Hiperaktivitenin belirtileri genellikle çocuk yedi yasina basmadan ortaya çikar. Hiperaktif çocuklar dikkatlerini toplamakta zorlanirlar, davranislarini düsünmeden gerçeklestirirler ve genellikle fazla hareketlidirler. Bazilarinda ise, dikkat eksikligi ve düsüncesiz davranislar olmakla birlikte asiri hareketlilik yoktur. Aslinda her çocuk zaman zaman bu sekilde davranabilir, fakat hiperaktif çocuklar hemen her zaman böyle hareket ederler. Diger yandan hiperaktif çocugun kisa süreli islerde ya da TV, bilgisayar oyunu gibi eglenceli isler sirasinda çok dikkatli oldugunu gözleyebilirsiniz. Bu sizi sasirtmasin. Asagidaki liste çocugunuzda hiperaktivite belirtilerinin bulunup bulunmadigini anlamanizda size yardimci olacaktir. Eger çocugunuzda bu belirtileri kayda deger bir kismina rastladiysaniz ve bu belirtiler 6 ay ve daha fazla sürdüyse gözlemlerinizi doktorunuzla konusun.

Çocuklarda Dikkat Eksikligi Asiri Hareketlilik Bozuklugunun Belirtileri:

Hiperaktivite ön plandaysa,

* Yerinde duramaz,

* Oturmasi gerektigi halde oturamaz,

* Yerli yersiz kosup tirmanir,

* Asiri konusur,

* Sessiz sakin oyun oynamakta güçlük çeker,

* Her zaman bir seylerle ugrasir,

* Cevaplari agzindan kaçirir,

* Sirasini beklemekte zorlanir,

* Olaylara veya konusmalara müdahale yarida keser.

Dikkat Eksikligi ön plandaysa,

* Yönergeleri basindan sonuna kadar takip edemez,

* Dikkatini yaptigi ise veya oyununa vermekte zorlanir,

* Evde veya okulda yapacagi isler ve aktiviteler için gerekli malzemeleri kaybeder,

* Dinlemez,

* Detaylari gözden kaçirir,

* Düzensiz görünür,

* Uzun süre zihinsel çaba gerektiren isleri yapmakta zorlanir,

* Unutkandir,

* Ilgisi kolayca baska yönlere kayar.

Hiperaktiviteye Neler Sebep Olur?

Hiperaktivitenin sebepleri tam olarak anlasilmamistir. Bazi arastirmalar asagidaki sebepler üzerinde durmaktadir:

- Hiperaktif çocuklarin beyinlerinde mesaj alis verisini gerçeklestiren kimyasal maddelerde bir sorun vardir.

- Anne – babadan birinde veya her ikisinde de hiperaktivite varsa, bunlarin çocuklarinda da hiperaktivite belirtilerine rastlanabilir.

- Hiperaktivite çocukluk çagi hastaliklarindan sonra görülebilir.

- Gelisimsel sorunlar hiperaktivite ile baglantili olabilir.

- Beyin dokusundaki dogumsal ya da sonradan olma zedelenmeler hiperaktiviteye sebep olabilir.

Hiperaktivitenin Tanısı

2 Nisan 2012 Pazartesi

BEBEĞİN BAĞIŞIKLIK SISTEMININ İLK BARİYERİNİN CİLDİ

Cilt bariyerinin temel rollerinden biri, vücudu zehirli-zararlı, tahriş edici, alerjen maddeler gibi çevresel tehditlerden korumaya yardımcı olmaktır.

Sağlıklı bir cilt, bebeğin bu çevresel tehditlere karşı ilk savunma hattıdır. Cildin en üst tabakası, vücudu korumaya yardımcı olur1,2; su, kimyasallar, mikroplar, aşırı sıcaklıklar, elektrik dalgaları ve ultraviyole ışınlar (UV) gibi çevresel tehditlere karşı kalkan görevi görür. Bu sayede sağlıklı bir cilt, vücudu ciltten girebilecek enfeksiyonlardan korumaya destek olur.

BEBEK CİLDI NEDEN ÖZEL İLGİYE İHTİYAÇ DUYAR?

Bebek cildi yetişkin cildinden farklıdır ve yaşamının ilk yılı boyunca gelişmeye/değişmeye devam eder.3 Bebek cildi yetişkin cildine göre daha ince, daha geçirgen ve daha hassastır.3,4 Bu nedenle çevresel tehditlere karşı daha korunmasızdır. Genetik özelliklerin yanı sıra, bebek cilt bakımında uygun ürünlerin kullanılmaması ve gerekli cilt bakım uygulamalarının yapılmaması cildin bariyer
bütünlüğünün bozulmasına/hasar görmesine neden olabilir.

Hasar görmüş cilt bariyeri alerjenlerin cildin alt tabakalarına geçmesine izin verir, böylece alerjik olmayan bir bebeği alerjiye yatkın hale getirebilir. Bu da bebeklerde atopik dermatit oluşumuna kadar ilerleyebilir.

BEBEĞİN BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİN İLK BARİYERİ OLAN HASSAS CİLT BARİYERİNİ KORUMAK İÇİN ÖZEL ÜRÜNLER KULLANMAK GEREKİR

Bebek cildine doğru şekilde bakım yapılması cilt bariyerinin hasara uğramasını engeller. Bu da ancak doğru bebek şampuanı ve bebek bakım ürünlerinin kullanımıyla gerçekleştirilebilir.

Uzmanlar bebek şampuanı ve cilt bakım ürünlerinin sağlıklı cilt bariyerinin bütünlüğünü koruması konusunda hemfikirdirler.
Doğumdan itibaren bebek cildine uygun ürünlerin doğru şekilde kullanılması bebeğin cilt bariyerini koruyarak atopik dermatit gelişme riskini azaltır.

Benzil alkol, SLS, sabun, alkol ve alerjen içerikli ürünlerin bebek saç ve cilt bakımında kullanımından kaçınmak ve cildi düzenli olarak nemlendirmek bu uygulamaların arasında sayılabilir. Bebek cildi için özel olarak formüle edilmiş şampuan ve diğer ürünlerin güvenliği ve etkinliği klinik olarak kanıtlanmış olmalıdır.

PEDİATRİK DERMATOLOJİ DERNEĞİ JOHNSON'S® BABY ÜRÜNLERİNİ TAVSİYE EDER.

29 Mart 2012 Perşembe

SİMİT VE TOST DA FAST FOOD...

Eskiden evde yapılan tencere yemeklerinin yerini beş dakikada kapımıza gelen ucuz hızlı yemekler aldı. Evden işe giden sefer tasları unutuldu, iki dakikada hızlı bulabileceğimiz hamburgerler, pizzalar hepimizin baş tacı oldu. Ancak, iç hastalıkları uzmanı Dr. Ayça Kaya, genelde hafif bir öğün diye tercih edilen simit ve tostun da hamburger, pizza, patates kızartması kadar kilo aldırabileceğine dikkat çekiyor.






SİMİT DE KİLO ALDIRIR...

Pek çoklarının bir tane yedim, bu öğünü hafif atlattım diye tercih ettiği simit, sandığımız kadar masum değil. Bir simit yaklaşık 40 gr olmasına rağmen, 250 ile 300 kalori arası değişen enerji miktarına sahiptir. Bu yüksek enerji üzerindeki susamdan gelir, yağlı bir besin olan susam, simidin kalorisi artırır. 1 tane simit, yaklaşık olarak dört dilim ekmeğe eşdeğerdir. Bu nedenle simit tüketirken dikkat.

YAĞA DİKKAT!

Hızlı tüketilen bu hazır gıdaların en büyük ortak özelliği çok fazla yağ içermelerdir. Örneğin bir hamburgere baktığımızda iki dilim ekmek arasında 1 dilim köfte vardır. Hamburgeri kötü bir yemek haline getiren bunlar değil, içindeki ve beraberindeki yüksek yağ içeren yiyeceklerle birlikte servis edilmesidir. Hamburgerin içine koyulan köfte yağlı etten yapılan bir kıymadır. İçine ayrıca mayonez konur, bu da bir çeşit yağdır. Yanında yağda kızartılmış patatesle servis edilir. Patates kötü bir yiyecek değildir. Ancak yağın içine girdiğinde işte o zaman kötü hale gelir. Bir de yanında şekerli bir içecekle içildiğinde kalori bombası olur. Kan şekerimizi ve kan yağlarımızı hızlı yükseltir. Uzun vadede sürekli tüketilirse damarlar üzerine çok zararlı etkileri olur.

ETLİ PİZZA KOLESTROL BOMBASI

Mesela bir dilim pizzayı incelediğimizde, 1 dilim ekmek üzerine koyulan yağlı bir peynir, üzerine yağlı bir sos ve üzerine yağ oranı yüksek şarküteri ürünleri koyulur. Bu aslında yine bir nevi kolesterol bombasıdır. Bir insan oturduğunda en az iki-üç dilim pizzayı şekerli bir içecekle birlikte tüketir. Bu da aynı şekilde sürekli tüketim halinde, kan yağlarını yükseltir ve damarlar üzerine harap edici etkisi olur.

EN SAĞLIKLI MUTFAK ANNEMİZİN MUTFAĞI

Beslenme ile ilgili araştırmalar arttıkça otuz yıl önceki mutfağın en sağlıklı mutfak olduğunu görüyoruz. Genetiği değiştirilmemiş, hormon kullanılmamış sebzeler-meyveler, doğada otlayarak büyüyen hayvan etleri, yumurtaları, sütleri, mahalle bakkalları, annelerimizin tencerede yapığı yemekler ve bu yemeklerin sefertasları içinde işyerlerine götürülmesi… Kendi yiyeceğimizi kendimiz pişirelim ve hazır gıdaları çok sık tüketmemeye çalışalım.

28 Mart 2012 Çarşamba

Okullarda Süt Dağıtılacak!!!

Bakanlar Kurulu'nda kabul edilen "Okul Sütü Programı"na göre ana sınıfından beşinci sınıfa kadar ilköğretim öğrencilerine günlük 200 mililitre uzun ömürlü sade kutu süt dağıtılacak

İlköğretim okulu öğrencilerine süt dağıtılmasına yönelik Bakanlar Kurulu'nun "Okul Sütü Programı Uygulama Esasları Hakkında Karar"ı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Ana sınıfından beşinci sınıfa kadar ilköğretim okulu öğrencilerini kapsayan "Okul Sütü Programı"na göre, Milli Eğitim Bakanlığı'nın belirlediği okullardaki her öğrenciye günlük 200 mililitre uzun ömürlü sade kutu süt dağıtılacak. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı tarafından ortaklaşa hazırlanan programda, özel okullar ise kapsam dışında tutuldu. Dağıtılacak sütün niteliği Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın ilgili mevzuatına uygun olacak. Sütün üretimi, dağıtımı ve takvimi mevsimsel süt arzı fazlalığının olduğu dönemler dikkate alınarak Bakanlık tarafından organize edilecek. Sütün sevkiyatı da yine Bakanlık'ın belirleyeceği kriterlere uygun olarak yapılacak. Okullarda dağıtılacak sütün sevkiyatı illerle İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün organizasyonu ve kontrolünde yüklenici firma tarafından yapılacak.

ÜRETİM İZNİ ALMAK ŞART

Dağıtılacak uzun ömürlü sütler, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından üretim izni almış, ülke içinde üretim yapan firmalardan sağlanacak. Program uygulama döneminde öğrencilerin gelişme oranlarının ve süt tüketim alışkanlıklarındaki değişikliklerin tespitine yönelik çalışmalardan ise Sağlık Bakanlığı sorumlu olacak.

SÜTE DUYARLI ÖĞRENCİLER BELİRLENECEK

Süte karşı duyarlılığı olan öğrenciler, okul yönetimleri, aile hekimleri ve öğretmenlerce tespit edilerek program dışında tutulacak. İllerde, gelen sütlerin uygunluğundan sorumlu olmak üzere, vali yardımcısı başkanlığında il gıda tarım ve hayvancılık müdürlüğü, il milli eğitim müdürlüğü, defterdarlık ve il sağlık müdürlüğü temsilcilerinden oluşan "Okul Sütü Komisyonu" kurulacak.

Kaynak

27 Mart 2012 Salı

DİŞİNİZDEKİ DÜŞMAN: BAKTERİ PLAĞI

Çürüklerin ve dişeti hastalıklarının başlıca sebebi olan plak, yiyecek artıklarından ve bakterilerden oluşan, yapışkan ve renksiz bir bakteri tabakasıdır. Bu plak tabakalarının diş üzerinde tutunması 24 saat alır, yani plaklar 24 saat temizlenmeyince diş taşına (tartar) dönüşür. Diş hekimi Kıvanç Cebesoy, dişinizdeki düşman bakteri plağından korunmanın yollarını anlatıyor.

AĞIZDAKİ BAKTERİ, DÜNYADAKİ İNSAN SAYISINDAN FAZLA...

Bakteri plağının 1 milimetre küpünde 3 milyon bakteri yaşar. Bu da ağzınızdaki bakteri sayısının dünyadaki insan popülasyonundan fazla olması anlamına gelir.

PLAKTAN KURTULMAK İÇİN FIRÇALAMAK YETMEZ

Sadece diş fırçalamak, ağızdaki bakterilerden kurtulmaya yetmez, plak oluşumu diş fırçaladıktan hemen sonra başlar. Fırçalamak dişlerinizi temiz hissetmenizi sağlayabilir ancak kötü bakteriler, ağzınızın kalanında yaşamaya devam eder.

Diş fırçası ağzınızın sadece yüzde 25’ini temizler...

Dişler ağız yüzeyinin sadece yüzde 25’ini kapladığından, ne kadar iyi fırçalarsanız fırçalayın kalan yüzde 75’lik ağız yüzeyi fırça ve diş ipi ile yapılan temizlikten sınırlı fayda sağlar ve ulaşılamayan yüzeylerdeki bakteriler hızla çoğalarak dişlerin üzerine ve tüm ağıza yeniden yayılırlar. Bu nedenle, bakteri plağına karşı etkili ve sürekli kullanıma uygun bir ağız bakım ürünü ile ağzı çalkalamak, fırça ve diş ipinin ulaşamadığı yüzeylerin de temizlenmesini sağlar.

YATMADAN AĞIZ BAKIMINI İHMAL ETMEYİN

Uyduğunuzda ağzınız kuru olduğu için savunmasız kalır. Bu kuruluk, plak ve bakterilere çoğalma ortamı hazırlar. Yatmadan önce bakteri plağına karşı etkili bir ağız bakımı yapmak, gece boyu plak ve bakterilerden korur.